page-header

KUANTUM DÜNYASINA GİRİŞ

İnsanlardaki ön yargıyı parçalamak
benim atomu parçalamamdan daha zordur”
                               -Albert Einstein-

  Atom parçalandığına göre…

Kuantum evrenine girdiğinizde kalıplaşmış düşüncelerinizi geride bırakmanız gerekir. Kuantum Mekaniği mantıksal diye dikkate aldığımız her şeyi alt üst eder..

Peki neden kuantum mekaniği bu kadar çılgınca geliyor?

Çünkü gözümüzle görmediğimiz mikro kozmosla ilgilenmekte ve bu dinamiklerin makro kozmosda da gerçekleştiğini ileri sürmektedir.

ESKİ PARADİGMA : KLASİK FİZİK

YENİ PARADİGMA : KUANTUM FİZİĞİ VE MEKANİĞİ

Kuantum alanı bireye tıpkı bir kamera gibi yargısızca dışarıdan bakmayı sağlar.

Klasik fizik (Newton Fiziği) gündelik, katı nesnelerin gözlemlerine dayanıyordu. Klasik fiziğe göre madde katıydı ve en küçük madde birimi atomdu. Atom kesinlikle parçalanamazdı. Fakat 19. Yüzyılın sonunda fizikçiler maddenin küçüçük alemlerini soruşturabilecek aletler geliştirmeye başladıklarında çok şaşırtıcı bir şey keşfettiler. Newton fiziği işlemiyordu! Araştırmalarının sonuçlarını önceden tahmin edemedikleri gibi açıklayamıyorlardı da.

Sonraki yüzyıl boyunca çok küçük olanın dünyasını açıklamak için tümüyle yeni bir bilimsel anlatım gelişti. Kuantum mekaniği veya Kuantum Fiziği ( yada sadece kuantum teorisi) diye ilinen bu yeni bilgi Newtoncu fiziğin yerini almıyor. Çünkü Newtoncu fizik büyük, makroskobik nesneleri açıklamada hala hayli başarılı. Yeni fizik Newtoncu fiziğin gidemeyeceği yerlere yani atomaltı dünyaya gitmek için cesurca icat edilmişti.

 

KUANTUM TARİHİ:

Yüzyılımızın başında ortaya atılan iki teori, fizik ve felsefe dünyamızı çok derinden etkiledi. Bunlar kuantum ve rölativite teorileriydi. Rölativite, tek başına kendi yolunda yürüyen bir adamın ürünüyken, kuantum teorisi birçok kişinin katkılarıyla oluşmuştu: Planck, Einstein, Bohr, De Broglie, Schroedinger, Heisenberg, Dirac ve Pauli gibi… Ve her birine bu katkılarından dolayı Nobel ödülü verilmişti.
Otuz yıl kadar süren bir arayışın sonunda da kuantum mekaniği denilen yeni bir bilim felsefesi doğdu. Kısaca tanımlamak gerekirse, atom altı parçacıklarının fizksel yapılarını ( Konum, momentum,…gibi), matematiksel bazı denklemlerle açıklama sistematiğidir.

” Olabilir desinler, ama olur demesinler.”

Cicero 

Olmaz olmaz deme, olmaz olmaz..

Atasözü 

 

KUANTUM FİZİĞİNİN ÖYKÜSÜ

Belki de hiçbir kuram ,kuantum fiziği kadar bir yüzyıla böylesine belirgin bir damga vurmamıştır .1900 yılında Max Planck‘ın kara cisim ışımasını kuantumlanmış enerji yayımıyla açıklamasının fizikte yarattığı devrim, temposundan hiç yitirmeden 20. yüzyıl boyunca yeni kuşak bilim adamlarının olağanüstü düşünce ürünleriyle zenginleşerek sürdü . Bugün eriştiğimiz bilgi düzeyi farkında olalım ya da olmayalım yaşamımızı etkileyen , kolaylaştıran pek çok uygulamayı ,işte bu bilimin öncülerine borçluyuz. Geçtiğimiz yüzyılın en önemli düşünsel başarılarından biri de ,atomaltı ölçekteki evreni inceleyen kuantum mekaniğinin tersine .kozmos ölçeğinde etkili kütle çekimi betimleyen genel görelilik .birbiriyle uyuşmamalarına karşın bu iki kuram birbirlerine tamamlayarak geliştiler . Belki de önümüzdeki yıllarda bu kuramları özdeşleştirmek için sürdürülen çabalar meyvelerini verecek ve insanlık doğanın evrenin işleyişi konusunda yepyeni bir anlayışa kavuşacak..

1897: PİETER ZEEMAN & JOSEPH THOMSON ; Zeeman ışığın bir atom içindeki yüklü parçacıkların hareketi sonucu yayımlandığını buldu .Thomson’da elektronu keşfetti.

 .
1900: MAX PLANCK; Kara cisim ışımasını kuantumlanmış enerji yayımıyla açıkladı; kuantum kuramı böylece doğmuş oldu.

 
1905: ALBERT EİNSTEİN ;Dalga özellikleri olan ışığın aynı zamanda daha sonra foton diye adlandırılacak olan belirli büyüklükte enerji paketlerinden oluştuğu düşüncesini ortaya attı. 

1911-1913: ERNEST RUTHERFORD& NIELS BOHR ;Rutherford atomun çekirdek modelini oluşturdu . Bohrise ,atomu bir gezegen sistemi gibi belirledi .Ayrıca durağan enerji durumlar kavramını ortaya attı. Hidrojenin tayfını açıkladı.

1914: JAMES FRANK & GUSTAV HERTZ ; Bir elektron saçılım deneyiyle durağan durumların varlığını doğruladılar 

1923:ARTHUR COMPTON; X-ışınlarının elektronlarla etkileşimlerinde minyatür bilardo topları gibi davrandıklarını gözlemledi .Böylece ışığın parçacık davranışı hakkında yeni kanıtlar ortaya koydu.

1923:LOUIS DE BROGLIE ; Madde parçacıklarının da dalga davranışı yaptığını öne sürerek dalga-parçacık ikiliğini genelleştirdi.

1924: SATYENDRA NATH BOSE &ALBERT EINSTEIN ; Kuantum parçacıklarını saymak için ,daha sonra BOHR- EINSTEIN diye adlandırılacak olan ,yeni bir yöntem buldular.Ayrıca uç derecelerdesoğutulmuş atomların tek bir kuantum durumuna yoğuşacaklarını önerdiler . “BOSE- EINSTEIN YOĞUŞMASI”

1990’lı yıllarda deneysel olarak gerçekleştirildi.

1925: WOLFGANG PAULİ ; Aynı özelliklere sahip fermiyon türü iki parçacığın aynı enerji düzeyinde bulunamayacağını söyleyen “dışlama ilkesi” ni açıkladı .

1925:WERNER HEISENBERG & MAX BORN & PASCUAL JORDAN ;Kuantum mekaniğinin ilk biçimi olan matris mekaniğinin geliştirdiler ve kuantum alan kuramı yolunda ilk adımı attılar .

1926: ERWİN SCHRÖDİNGER; Kuantum fiziğinin “dalga mekaniği” diye adlandırılan yeni bir betimlemisinigeliştirdi.yeni kavram daha sonra “Schrödinger denklemi ” diye adlandırılan ,biliminen önemli formüllerinden birini de kapsıyordu.

1926: ENRICO FERMİ &PAUL A.M.DIRAC; İki bilim adamı ,kuantum mekaniğinin parçacıkları saymak için yeni bir yola gereksinme duyduğunu belirlediler “FermiDiracistatistiği”,katı hal fiziğine kapıyı araladı.

1926:DIRAC;Işığın kuantum kuramı üzerine çok önemli bir makale yayımladı.

1927: WERNER HEISENBERG; Bir parçacığın aynı zamanda hem konumunu hem de hızını ölçmenin olanaksız olduğunu gösteren ünlü “belirsizlik ilkesi”ni açıkladı.

1928: DIRAC; Elektronun karşı maddenin varlığını da öngören relativistik bir kuramını ortaya koydu . 

1932: CARL DAVID ANDERSON; Karşı maddeyi keşfetti . Bu parçacık ,pozitron adı verilen bir antielektrondu. 

1934: HIDEKI YUKAWA; Çekirdek kuvvetlerinin ,mezon denen ağır parçacıklarca iletildiği düşüncesini ortaya attı.Bunların elektromanyetik kuvvete aracılık eden fotonlarla benzer işlev yaptığını öne sürdü.

1946-48: ISIDOR RABI & WILLIS LAMB&POLYKARP KUSCH; Dirac kuramında tutarsızlıklar keşfettiler. 

1948: RICHARD FEYNMAN & JULLIAN SCHWINGER & SIN ILTRO TOMONAGA ; Kuantum elektro dinamik denen ve fotonlarla elektronların etkileşimini anlatan ilk eksiksiz kuramı geliştirdiler .Kuram Dirac kuramındaki tutarsızlıkları açıkladı.

1957: JOHN BARDEEN & LEON COOPER & ROBERT SCHRIEFFER ; Elektronların,kuantum özellikleri dirençsiz hareket olanağı veren çiftler oluşturabildiklerini gösterdiler.Bu süperiletkenlerin sıfır elektrik direncini açıkladı.

1959: YAKIR AHARONOV & DAVID BOHM ; Bir manyetik alanın ,elektronun kuantum özelliklerini klasik fiziğin yasakladığı bir biçimde etkilediğini öne sürdüler “Aharov –Bohm etkisi”,1960 yılında gözlendi ve akla gelmedik pek çok makroskopik etkinin gizli işaretlerini verdi.

1960: THEODORE MAİMAN ; Charles Townes ,Arthur Schawlow ve diğerlerinin daha önce yapmış oldukları çalışmaları ileri götürerek pratik kullanımlı ilk lazeri geliştirdi.

1964: JOHN S. BELL; “Bell eşitsizlikleri ” denen deneysel bir testle , kuantum mekaniğinin bir sistem için en eksiksiz tanımı verip vermediğinin sınanabileceğini söyledi.

 
1964: MURRAY GELL & MANN; Madde parçacıklarını oluşturan ve kuark adı verilen temel parçacıklarla ilgili bir model geliştirdi.Kuarkların varlığı 1969 yılında deneysel olarak kanıtlandı.

1970’LER: Parçacık fiziğinin maddenin dört temel kuvvet aracılığıyla etkileşen kuark ve leptonlardan oluştuğunu söyleyen Standart Model’in temelleri atıldı.Kuark modeli temelinde şiddetli çekirdek etkileşimlerini betimlemeyen “Kuantum renk dinamiği” kuramı geliştirildi.

1982: ALLAIN ASPECT; Bell eşitsizliklerinin deneysel bir sınavıyla kuantum mekaniğinin eksiksiz bir anlatım olduğunu gösterdi. 

1995: ERIC CORNELL & CARL WİEMAN & WOLFGANG KETTERLE ; Mutlak sıfırın (-273 C) yalnızca milyonda bir derece üzerine kadar soğutulmuş metalik atom bulutlarını tek bir kuantum durumuna hapsederek ,70 yıl önce kuramsal varlığı öne sürülen BOSE & EİNSTEIN yoğuşmasını oluşturdular . Bu başarı atom lazeri ve süper akışkan gazlar gibi pratik uygulamalar için yolu açtı. 

 

Kuantum terimi bilime ilk defa 1900 yılında Alman fizikçi Max Plank tarafından uyarlandı.

Max Plank bu yıllarda ışığı inceliyor. Klasik fizik ışığın lineer düz bir şekilde iletildiğine inanıyordu

1900 yıllarda Max Planck  ışığın enerji paketçikleri halinde, kesikli olarak taşındığını tespit etmiştir ve bu enerji taşıyan ışık paketçiklerine “KUANTUM’’ adını vermiştir. Latince de “NİCELİK” anlamındadır.Felsefiolarakta “OLASILIK” anlamında kullanılmaktadır.

Klasik fizik enerjinin_______ lineer (doğrusal) aktarıldığını,

Kuantum fiziği ise enerjinin ——— kesikli paketler halinde aktarıldığını öne sürer.

Işık hem dalga hem de parçacık özelliği gösterir. Ancak iki özelliği aynı anda göstermez.Baktığın zaman parçacık bakmadığın zaman dalga konumundadır. Bu özellik “Kuantum Felsefesi ”ni oluşturur. Çünkü enerji gözlemleyen kişinin ya da katılımcının düşüncelerinden etkilenir.Evrene baktığımız zaman madde hakimdir, bakmadığımız zaman ise akışkan enerji denizidir.Bu durum karşısında Klasik fizik atom yapısını açıklamakta yetersiz kalmıştır…

IŞIK: kütlesiz enerji

Kuantum felsefesine göre evrende herşey sadece ve sadev enerjiden oluşmuştur. En büyük enerjide düşünce enerjisidir. Düşüncelerimiz frekansları ölçülebilen kütlesiz enerjilerdir. Kütlesiz enerjiye foton dedir.  Fotonlar, yani kütlesiz enerji olan düşüncelerimiz kütleli enerji olan bedenlerimizde dahil tüm yaşantımızı oluşturma gücüne sahiptir.

İnsan düşünen, sosyal bir varlıktır. İnsanın zihni ve bedeni aynı doğrultuda hareket eder ve düşünceler doğrultusunda şekillenir. Zihnin sahip olduğu düşünce bedene yansır ve hareket eder. İnsan hayal edebildiğini yaşayabilir.

Gerçeklik her an bizim tarafımızdan oluşturulur. Bizler bu oluşumu sürekli olarak zihnimize gelen sayısız düşünce seçeneklerden birinde karar kılarak gerçekleştiririz.

Belli bir anda oluşan bir olay hem geçmişten hem de gelecekten etkilenir. Geçmiş ve gelecek, potansiyel olarak, şu anda karşımızda durmaktadır. Ayrıca zamanın tek yönlü aktığı görüşü Kuantum kuramına göre geçerli değildir. Bilge kişi bazı durumların ve sonuçların kaçınılmaz olduğunu bilir ve gereksiz yere direnmez. Diğer bazı durumlar sadece bir olanak, bir yatkınlık olarak bulunur. Bilgelik bu iki durumu ayırt edebilmek ve gerekeni yaptıktan sonra sonuca rıza göstermektir. Yani, kader hem vardır hem yoktur.

Kuantum düşünce tekniği kendi felsefesini kuantum mekaniği ve felsefesi üzerine kurmuştur.

Kuantum düşünce tekniği yüksek nitelikli geleceğe yönelik olmasını istediğimiz şeylerin hayallerle, duygularla, eylemlerle ve seslerle desteklendiği odaklı bir düşünme şeklidir. Bu düşünce şekli  bizim bilinçaltımızı etrafımızdaki elektromanyetik alanı ve dolayısıyla hayatımızı değiştirir.

DÜŞÜNCE ENERJİSİ

DÜŞÜNCELERİMİZ; FREKANSLARIÖLÇÜLEBİLEN ENERJİLERDİR…

DÜNYAYA NASIL BAKIYOR SUNUZ ?

Verdiğiniz cevaplar olumlu bakış açısına mı sahip yoksa olumsuz bakış açısına mı?

Cevaplarınıza dikkat ederseniz şu anda yaşadığınız hayatın yansıması olduğunu görürsünüz!

Kuantum fiziğine göre evrende milyonlarca olasılık vardır ve bizler bu bir çok olasılıktan sadece bir tanesini seçer ve onu yaşarız.Bu yaşantıyı neye göre seçeriz? Tabi ki düşünce tarzımıza, inanç sistemlerimize ve yargılarımıza göre.

Genelde olumsuz olaylar karşısındaki tepkimiz  aklına gelen başına gelir’dir. Fakat olumlu açıdan değerlendirirsek, bilimsel devrimin önemli isimlerinden Galileo hayal edemeseydi mikroskobu bulabilir miydi? Ya da Edison, ampulü yaşamımıza sokabilir miydi? Gecenin içindeki tek aydınlığımız olan ampuller olumsuz düşüncelerimize de ışık tutup olumsuzlukları olumluya dönüştürmek için sizce de yeterli bir işaret değil mi? Sınırları yok etmeye düşüncelerimizden başlamamız gerekir. Kişilikler düşünce şekillerinden ibarettir. ‘’Ne düşünüyorsan o’sun.’’ Bu yüzden ne olmak istediğimize karar verip, o olmalıyız.

Kuantum düşünme:

Kişilerin arzu ettikleri hedeflere doğru yola çıkmasını sağlayan farkındalık oluşturma ve potansiyel yükseltme amaçlı bir yöntemdir.

Mutluluk bazılarının başına konan bir talih kuşu değildir. Talih(sizlik), Şans(sızlık), Kader(sizlik) insan egosunun zihinsel, duygusal, sezgisel ve eylemsel tembelliğini haklı çıkarmak mutsuzluğunun sorumluluğunu üstlenmemek için ürettiği kavramlardır.

Mutluluk bazılarının başına konan bir talih kuşu değildir. Talih(sizlik), Şans(sızlık), Kader(sizlik) insan egosunun zihinsel, duygusal, sezgisel ve eylemsel tembelliğini haklı çıkarmak mutsuzluğunun sorumluluğunu üstlenmemek için ürettiği kavramlardır.

Back to top of page