page-header

SAĞ BEYİN SOL BEYİN

SAĞ BEYİN SOL BEYİN

İnsanlar bir “sağ yarım beyine” bir de “sol yarım beyine” sahiptir. İki beyin yarım küresi çeşitli noktalardan birbirine bağlanmıştır, fakat sol ve sağ beyin kabuğu arasındaki asıl bağlantı, korpuskallosum (corpuscallosum) adı verilen beyin kabuğunun altındaki ince, şerit şeklindeki sinir lifleri bandıdır.

Beyin Nasıl Çalışır ?

Normal koşullarda, sol ve sağ beyin yarım küreleri, korpuskallosum aracılığı ile yakın iletişim içindedirler ve uyumlu bir birim olarak birlikte çalışırlar. Bununla beraber, beyin yarım kürelerinin gerçekte aynı olmadığına dair kanıtlar vardır. Örneğin, sol beyin yarım küresi hasarları, genellikle ciddi dil problemlerine neden olurken, sağ beyin yarım küresindeki benzer bir hasar seyrek olarak aynı etkiyi gösterir. Daha dramatik kanıtlar Kaliforniya Teknoloji Enstitüsünde Sperry ve arkadaşlarının, 1960’larda epilepsi olan kişilerle yaptıkları çalışmalardan gelmektedir.

Kaliforniya Teknoloji Enstitüsünde beynin sağ ve sol lob fonksiyonları üzerinde yaptığı araştırma ve bulgular, 1981 yılında psikobiyolog olan bilim adamı RogerSperry’ye Nobel Fizyoloji ya da Tıp ödülünü kazandırmıştır. Geliştirdiği cerrahi ve deneysel tekniklerin 1940’ların sonlarından başlayarak zihinsel süreçlerin şemasının çıkartılmasına çok büyük katkısı olmuştur. Araştırmalar sırasında tüm hastaları, RogerSperry’nin rehberliğinde, yine bilim adamı olan kendi öğrencisi Mikeal Gazanica test etmiş ve beyin cerrahı olan Joseph Bogan da nörolojik testleri yapmıştır. İnsan beyni üzerinde ilk “ayrık beyin” ameliyatını bu ekip gerçekleştirmiş ve yepyeni bir çağı, “beyin çağı”nı başlatmışlardır.

Bazı şiddetli epilepsi vakalarında, doktor epilepsi nöbetlerinin bir beyin yarım küresinden diğerine yayılmasını önlemek için korpuskallosumu kesmişlerdir. Bu operasyon aynı zamanda, iki beyin yarım küresi arasındaki doğrudan iletişim bağını da kesmekte ve böylecebir beyin yarım küresinin kendi başına çalışmasını izleme olanağını sağlamaktadır ve sonuçlar şaşırtıcı olmuştur.

Ayrık beyin hastalarından” ekranın üzerindeki bir noktaya bakmaları istenir ve aynı zamanda ekranın sağ tarafına çeşitli nesnelerin resimleri yansıtılır. Bu kişiler nesneleri sözel olarak tanımlayabilirler ve sağ ellerini kullanarak, ekranın arkasında yer alan bir grup nesneye dokunup aralarından doğru olanı seçebilirler. Bununla beraber, nesnelerin resimleri, ekranın sol tarafında gösterilirse, sol elleriyle hissederek nesneleri seçebilirler, fakat nesnenin ne olduğunu söylemezler. Aslında, nesneler ekranın sol tarafına yansıtılıp, ayrık beyin hastalarından nesnelere sol elleri ile dokunmaları istendiğinde hastalar nesneleri doğru olarak belirleyebilmelerine rağmen, ekranın üzerinde hiçbir şey görmediklerini söylemektedirler.

Bu ilginç sonuçlar, her bir beynin yarım küresinin nasıl çalıştığını ele alarak açıklanabilir. Sol beyin yarım küresi vücudun ve görsel alanın sadece sağ tarafından bilgi alır. Böylece, sol beyin yarım küresi, sağ görsel alanda gösterilen bir nesneyi sağ elle dokunarak alınan bilgi ile eşleştirebilir. Oysa sol beyin yarım küresi, sol görsel alanda gösterilen ya da sol el ile dokunulan nesnelerin farkında değildir. Bu olayın tam tersine, sağ beyin yarım küresi de görsel alanın ve vücudun sadece sol tarafından bilgi alır. Böylece, sağ beyin yarım küresi, sol görsel alanda gösterilen bir nesneyi sol elle dokunarak alınan bilgiyle eşleştirir; fakat sağ görsel alanda gösterilen ya da sağ elle dokunulan herhangi bir nesneyi algılayamaz.

İki beyin yarım küresine ilişkin bu betimleme, Sperry’nin, bir tanesi hariç, tüm bulgularını açıklamaktadır. Bir nesne, sol görsel alanda gösterildiği zaman neden ayrık beyin hastaları nesneleri sözel olarak tanımlayamazlar? Cevap, insanların büyük bir çoğunluğunda dil yeteneğinin öncelikle sol beyin kabuğunda yoğunlaştığında yatmaktadır. Ayrık beyin hastalarının çoğunda, sol elle dokunarak nesneleri seçebildikleri bulgusuna rağmen, sağ beyin yarım küresi, sol görsel alanda görülen nesneyi sözel olarak ifade edemez bulgusuyla karşılaşılır. Kişiye ne gördüğü sorulduğu zaman, sol beyin yarım küresi “hiçbir şey” diyecektir. Diğer bir deyişle, iki beyin yarım küresinin, sadece vücudun farklı yarısından bilgi almak ve onlara bilgi göndermekle kalmayıp aynı zamanda farklı işlevlerde bir dereceye kadar üstün oldukları görülmektedir. Pek çok kişide, sol yarım küre, sözel ve yazılı kelimeleri tanıma ve konuşma gibi sözel görevlerde baskındır. Sol yarım kürenin, sağ yarım küreye göre daha analitik, mantıksal, gerçekçi ve seri çalıştığı önerilmiştir. Bu tür farkları açıkça göstermek zor olsa da, imkansız değildir. Tersine araştırmacılar, sağ yarım kürenin görsel ve mekansal görevlerde sözel olmayan imgelemede, yüzleri tanımada ve duyguların algılanması ve ifade edilmesinde üstün olduğunu göstermektedir.

1960 yılına kadar insan beyninin sağ ve sol lobunu ameliyatla ayırarak sonuçları test etme imkanı olmamıştır. O güne kadar sonuçlarının ne olacağı tahmin edilemeyen böyle bir araştırmaya ne bir bilim adamı cesaret edebilmiş, ne de böyle bir araştırma için gönüllü bir kişi bulunabilmiştir. O yıllara kadar bir kaza sonucu veya savaşta kafasından yaralanan hastalarda bilinen bir gerçek vardı. Beyninin sağ tarafından yara alanların sol tarafına, beyninin sol tarafından yara alanların da sağ tarafına felç gelmekteydi. Bu sonuçlardan beynin sağ lobunun vücudumuzun sol tarafını, beynin sol lobunun da vücudumuzun sağ tarafını kontrol ettiği biliniyordu.

Sonunda bilim adamları bir insan beyninin sağ ve sol lobunu ameliyatla birbirinden ayırarak test etme imkanına sahip oldular. İkinci Dünya savaşında asker olan W.J. savaş sırasında düşman hatlarının arkasına paraşütle indirilen askerler arasındaydı. İndirmeden sonra çıkan çatışmada birçok arkadaşı ölmüş, kendi de esir düşmüştü. Ama çatışma sırasında kafasından yara almış ve yara beyninin bir lobuna da isabet etmişti. Doğal olarak vücudunun diğer tarafına da felç gelmişti.

W.J.’yi iyileştirme çalışmaları savaştan sonra da devam etmiş fakat hiçbir tıbbi tedavi olumlu sonuç vermemişti. Aksine felç vücudunun diğer tarafına da sirayet etmeye başlamıştı. Bu sonuç bilim adamlarını oldukça şaşırtmıştı. Beynin yara aldığı kısma göre vücudun diğer tarafına felç gelmesi normaldi. Fakat beynin diğer tarafında yaralanma olmadığına göre felç neden vücudun diğer tarafına da sirayet ediyordu. Bu sonuç beynin bir lobundaki yaranın, diğer lobunu da etkilemeye başlamasından olabilirdi. Eğer durum böyle ise yaranın diğer lobu etkilememesi için son çare olarak ameliyatla iki lobun birbirinden ayrılması gerekiyordu. Böylece W.J. ameliyatla beyninin sağ ve sol lobunu birbirine bağlayan korpuskallosum adındaki yoğun sinir lifinden oluşan bağ kesilecekti. Ayrıca beyin bir lobundaki yaranın, beynin diğer lobuna etkisi önlenecekti. Bunun sonucu olarak vücudun bir yanında bulunan felcin vücudun diğer yanına sirayet etmesi önlenecek ve W.J.’in normal bir hayat yaşayabilmesi mümkün olacaktı. Ameliyat başarılıydı ve diğer ameliyatlar bunu izledi. Bu ameliyat ve testlerden sadece hastalar istifade etmediler. Beynin kapasitesi ve fonksiyonları ile ilgili birçok tesadüfi olağanüstü sonuçlar da elde edilmiş oldu. Bugün araştırmalar hala devam etmektedir.

Back to top of page