Uygulayıcılar sıklıkla teoriyi uygulamadan ayrı görse de liderlik gibi uygulamalı bir alanda ikisi ayrılmaz biçimde ilişkilidir. Geleneksel ve çağdaş liderlik teorileri mevcut uygulamayı, eğitimi ve politikayı güçlü bir şekilde etkiler ve liderlerin seçimi ve gelişimi için yararlı bir çerçeve sunar. Başka bir deyişle: “İyi bir teori kadar pratik hiçbir şey yoktur.” Teoriler, büyük miktarda veriyi basitleştirerek ve özetleyerek dünyayı algılama şeklimizi şekillendirmeye yardımcı olur. Liderliğe ilişkin pek çok görüş mevcut olsa da liderlik literatüründe temel olarak özellikler yaklaşımı (kuramı), davranışsal yaklaşım ve durumsal yaklaşım olmak üzere üç temel alan hâkimdir. Bugün modern çağda tüm bunlara ek olarak belli başlı modern liderlik teorilerinden söz edebilmek mümkündür.
Liderlik Teorileri-1: Özellikler Yaklaşımı
Liderlik konusundaki erken çalışmalar ve liderliğin oluşumunu inceleyen geleneksel analizler, özellikle askeri ve bürokratik liderlerin karakteristik özelliklerini inceleyerek başlamıştır. Bu bağlamda, dönemlerini ve hatta sonraki dönemleri etkileyen liderlerin kişisel özellikleri üzerine yapılan araştırmalar, liderlik için gerekli bireysel ve toplumsal nitelikleri belirlemeyi amaçlamıştır. Örneğin, Napolyon, Gandhi, Lincoln, Martin Luther King, Atatürk gibi unutulmaz ve büyük etkiler bırakan liderlerin ortaya çıkışları ve etkileri, uzun yıllar boyunca incelenmiş ve bu liderlerin kişisel özellikleri ile liderliğin oluşumu arasındaki benzerlik ve ilişkilere odaklanılmıştır. Bu dönemde, tarih boyunca iz bırakan liderlerin kişisel özellikleri anlaşılırsa, bir liderde bulunması gereken özelliklerin de belirlenebileceği düşünülmüştür.
Bu dönemlerde, bireyleri liderliğe seçerken ve liderlik pozisyonlarına terfi ettirirken kullanılabilecek sınırlı sayıdaki özellikleri tanımlamanın ve izole etmenin mümkün olacağı varsayılmıştır. Bu arayış, (öncelikle erkek) figürlerin nüfuz konumlarını nasıl elde ettiklerine ve sürdürdüklerine odaklanan “büyük adam” teorisinden güçlü bir şekilde etkilenmiştir. Varsayım, bu insanların lider olmak için doğdukları ve yalnızca kişilikleri sayesinde üstün olacakları yönündedir.
Bu yaklaşımdan temelini alan özellikler kuramı, liderlik çalışmalarına büyük liderlerin veya en azından onların özelliklerinin ve niteliklerinin incelenmesi olarak bakar. Liderliği sistemleştirmeye ve “iyi bir liderin ne olduğunu” belirlemeye yönelik ilk girişimler arasında sayılan bu yaklaşım, liderlerin sonradan lider olmadığı, bir lider olarak doğduğu inancına odaklanmıştır. Liderliğin kişisel niteliklere, kişiliğe ve karaktere bağlı olduğu fikrine dayalıdır. Bu tür liderler taşıdığı özellikler sebebiyle önemli kişilerdir. Önemli kişiler, önemli işler yaptıkları ve herkesten üstün oldukları için başkalarının zihinlerini kontrol eden idari elitlerdir. Başarılı bir liderde belirli özellikler öne çıkar. Diğer bir ifadeyle başarılı bir liderden söz edebilirken bazı özelliklere atıfta bulunulur. Bunlar yaş, boy, kilo, enerji, sağlık, dış görünüş, iletişim biçimi, kararlılık, özgünlük, hakimiyet, inisiyatif, sebat, hırs, girişimcilik, riski göze alma, cesaret, sorumluluk, dürüstlük, özgüven, ruh hali kontrolü veya ruh hali iyimserliği, duygusal kontrol, sosyal beceriler, popülerlik ve prestij, zeka, yetenek, gibi özellikler olabilir. ,
Fakat liderliği yalnızca liderin özelliklerine odaklanarak inceleyen bu yaklaşım, istikrarlı bir başarı elde etmek konusunda oldukça sınırlı kalmıştır. Çünkü daha sonra yapılan çeşitli araştırmalarda, etkili liderlerin benzer özelliklere sahip olmadığı, hatta bazen liderlik potansiyeli ve özelliklerini taşıyan bireylerin lider olarak belirginleşmediği gözlemlenmiştir. Ayrıca, özellikler odaklı yaklaşım lider yetiştirme konusunda da yeterli bir rehberlik sunamamıştır, kaldı ki zaten liderlerin sonradan yetiştirilemeyeceği, doğuştan gelen özelliklerle var olduğu görüşüne sahiptir. Elbette bu tür bir görüş bugün kısıtlılık arz eder. Bu sebeple liderlik sürecini tam olarak anlayabilmek için başka değişkenler de odaklanma ihtiyacı doğmuştur. Bunlardan biri davranışsal yaklaşımdır.

Liderlik Teorileri-2: Davranışsal Yaklaşım
Özellikler yaklaşımı liderlik anlayışımıza katkıda bulunurken, etkili liderliğin özellikler, davranışlar, durumsal bağlam ve takipçi özellikleri dahil olmak üzere çeşitli faktörlerin karmaşık bir etkileşimini içerdiğini kabul etmek önemlidir. Bazı özellikler gerçekten doğuştan gelse de, birçok liderlik özelliği zamanla ve pratikle öğrenilebilir ve geliştirilebilir niteliğe sahiptir. İşte davranışsal liderlik yaklaşımı, odağı doğuştan gelen özelliklerden liderlerin eylem ve davranışlarına kaydırır. Belirli bireylerin etkili liderlerin nitelikleriyle doğduğunu varsayan özellikler yaklaşımından farklı olarak davranışsal yaklaşım, liderliğin yalnızca doğuştan gelen özelliklerle belirlenmediğini, aynı zamanda öğrenilmiş davranışlar dizisi olduğunu ileri sürer.
Buradaki düşünce değişikliği şöyledir: “Eğer içsel özellikleri belirleyemiyorsak, liderlerin dışsal davranışlarına odaklanabiliriz.” Bu noktada liderliğin davranışsal yönlerine yönelik artan ilgi, doğa ile yetiştirme arasındaki soruyu daha belirgin hale getirmiştir. Lider olmak için doğulur mu, yoksa bu beceriyi öğrenebilen biri lider olabilir mi? Bu yeni vurguyla birlikte, liderlerin doğal eğilimleri kadar çevreleriyle etkileşiminin de bir ürünü olarak ortaya çıktığı anlaşılmıştır. Liderlik, sadece bireyin içsel niteliklerine değil, aynı zamanda dışsal etkenlere de bağlı olarak şekillenir. İçsel özelliklerin belirlenmesi zor olabilir, ancak dışsal davranışlar, liderlik kalıplarını anlamak için önemli bir pencere sunar. Bu bağlamda, lider olmanın sadece doğuştan mı yoksa deneyim ve öğrenme yoluyla mı kazanılabileceği sorusu önemli bir yer tutar. Liderlerin içsel özelliklerinin yanı sıra dışsal etkenlerle de etkilendiğini kabul etmek, liderliğin daha geniş bir bağlamda değerlendirilmesine olanak tanır. Öğrenme, deneyim ve çevresel etkileşimler, liderlik becerilerini geliştirmek için kritik öneme sahiptir. Bu, liderlik potansiyelinin sadece genetik faktörlere değil, aynı zamanda yaşam deneyimlerine ve çevresel etkilere de dayandığını gösterir. Dolayısıyla bu yaklaşım doğuştan gelen niteliklere odaklanmak yerine, liderliğin etkililiğinin gözlemlenebilir davranış ve eylemlerle belirlendiğini savunur. Bu davranışlar öğrenilebilir ve geliştirilebilir, böylece herkes bilinçli çaba göstererek daha etkili bir lider olabilir. Dolayısıyla bu liderlik teorilerinin destekçileri, etkili bir lider olmak için yapmanız gereken tek şeyin belirli bir dizi davranışı öğrenmek olduğunu savunur.
Davranışsal yaklaşımcı araştırmacıların yanıtları öğrenmek istedikleri araştırma sorular “etkin ve etkin olmayan liderlerin davranış özellikleri nelerdir?”, “lider davranışları etkin liderlikle nasıl bütünleştirilebilir?”, “bir lider, etkin bir lider olabilmek için ne yapmalıdır?” gibi sorulardır. Bu soruları ele alan ve liderin davranışlarını inceleyen 1940-1950 yılları arasında yürütülen Ohio State Üniversitesi liderlik araştırmaları, 1947 yılında yapılan bir dizi çalışmayı kapsayan Michigan Üniversitesi liderlik araştırmaları gibi ünü dünyaya erişmiş pek çok araştırma gerçekleştirilmiş ve davranışsal yaklaşımla liderler davranışları ve bu davranışsal yönelimlerin takipçileri üzerinde nasıl bir etkileşim süreci yaşatacağı incelenmiştir. Bu çalışmaların sonucu olarak değişik liderlik tarzları belirlenmiş ve bunların etkinlikleri araştırılmıştır. Davranışçı yaklaşımın temelinde lider öğrenebilen, geliştirilebilen belirli davranış özellikleri gösterdiği düşüncesi yer alır. Bunlar liderin grup üyeleriyle olan iletişim biçimi, organizasyonel amaçları belirleme şekli, organizasyon içerisinde karar alma, planlama ve denetim şekli, yetki devri özelliği ve organizasyonun üyelerini motive etme şekli gibi davranışlardır. Bu yaklaşıma göre tüm bu sergilediği davranışlar da liderin başarı ve etkinliğini belirleyen faktörlerdir. Liderlik, liderin özelliklerinden çok yapmış olduğu faaliyet ve davranışların grup tarafında sonuçlarının kabul görmesi ve beğenilmesi ile ortaya çıkar. Dolayısıyla bu yaklaşım liderin davranışlarının da yanında ikinci bir etken olarak liderin takipçilerini de ele alır. Yani etkileşimler de önem arz eder. Bu yönüyle önceki liderlik yaklaşımlarından belirgin bir biçimde farklılaşır ,
Liderlik pozisyonlardaki kişilerin spesifik ve benzersiz özelliklerini belirlemeye çalışan onlarca yıllık liderlik araştırmasından sonra, liderlik pozisyonlarında ve çevresinde etkili olanların sergilediği davranış kalıplarını takip etmeye yönelmiş olan liderliğe yönelik davranışsal yaklaşım, uygulayıcılara, yalnızca belirli bir dizi olumlu özellik ile doğmuş olanların değil, tüm yöneticilerin liderlik becerilerini geliştirebilecek eğitim ve gelişim programları geliştirme fırsatını sağlamıştır.

Liderlik Teorileri-3: Durumsal Yaklaşım
Liderlik kavramı özellikler yaklaşımı ile başlamış, kişisel özelliklerin liderliği açıklamaya yetmediğinin anlaşılması üzerine davranışsal yaklaşımlar ileri sürülmüştür. Davranışsal yaklaşımlar da zamanla değişen çevresel koşulları açıklamak için yeterli kalmayınca, durumsal yaklaşımlar ileri sürülmüştür.
Liderlik teorilerinden durumsal yaklaşım, kullanılan liderlik tarzı, takipçilerin durumu veya bir dizi başka değişken gibi faktörlere bağlı olması nedeniyle hiçbir liderlik tarzının tek başına kesin olmadığını önerir. İlk olarak 1969’da ortaya atılmış olan durumsal liderlik modeli, liderlik etmenin eşsiz bir yolunun olmadığını ve liderlerin etkili olabilmesi için duruma uyum sağlayabilmesi ve liderlik tarzlarını görev odaklı ile ilişki odaklı arasında dönüştürebilmesi gerektiğini teorileştirmiştir. Durumsal liderlik teorileri bağlamında görev odaklı ve ilişki odaklı liderlik stilleri, liderlerin belirli bir durumun taleplerine göre benimseyebilecekleri iki farklı yaklaşımdır. Görev odaklı ve ilişki odaklı liderlik arasındaki fark, bunların farklı durumsal bağlamlardaki etkinliğinde yatar. Göreve yönelik liderlik, belirli hedeflere ve görevlere verimli bir şekilde ulaşmaya odaklanırken, ilişki odaklı liderlik, olumlu ilişkiler kurmaya ve destekleyici bir çalışma ortamını teşvik etmeye öncelik verir. Durumsallık teorisi, bu tarzların etkililiğinin durumsal bağlama bağlı olduğunu ve başarılı liderlerin, yaklaşımlarını durumun ve ekibin ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde uyarlayabilen kişiler olduğunu öne sürer. Dolayısıyla bu teoriye göre liderlik etmenin tek bir doğru yolu yoktur çünkü ortamın iç ve dış boyutları liderin o özel duruma uyum sağlamasını gerektirir. Diğer yandan, durumsal teorisyenler, astların ilişkinin tanımlanmasında çok önemli bir rol oynadığını öne sürerler. Durumsal liderlik çoğunlukla lidere vurgu yapmaya devam etse de, grup dinamiğine odaklanmanın önemini yansıtır. Çoğu durumda liderler sadece dinamikleri ve ortamı değiştirmez, organizasyon içindeki çalışanlar da değişir.
Durumsal liderlik yaklaşımı, liderlik davranışının ve etkisinin, mevcut durum ve koşullara bağlı olduğunu vurgulayan liderlik teorilerindendir. Bu yaklaşıma göre, etkili liderlik, liderin çevresel faktörleri, takımın ihtiyaçlarını ve hedefleri, işin gerekliliklerini ve diğer değişkenleri dikkate alarak uygun liderlik tarzını benimsemesini gerektirir. Dolayısıyla bu yaklaşım, etkin bir liderliğin, liderin takımın veya organizasyonun ihtiyaçlarına uygun bir şekilde davranmasıyla artacağına inanıldığından dolayı, liderin liderlik tarzını duruma uygun şekilde adapte etmesini önerir. Bu da liderin esneklik, uyum ve takım üyeleriyle etkili iletişim becerilerine sahip olmasını gerektirir.

Durumsal liderlik hem yönlendirici hem de destekleyici boyutları birleştiren liderlik teorilerindendir ve bu boyutların her birinin uygulanması gerekir. Sonuç olarak durumsal liderlik modeli, liderlerin tarzlarını çalışanların hazırlık ve gelişim düzeylerine göre uyarlamaları gerektiğini önerir. Durumsal liderlerin esnek olması, durumlara göre değişmesi, izleyenlerini nasıl yönlendirileceğini ve koçluk yapacağını bilmesi ve ekipleri hazırlık düzeyleri yüksek olduğunda karar alma sürecine katılmaya teşvik etmesi gerekir. Buna göre faaliyet gösteren liderler, çalışanlarının belirli bir görevi yerine getirme konusundaki bağlılıklarını değerlendirerek değerlendirmek durumundadır. Durumsal liderlik, liderlerin, astlarının mevcut durumuna ve motivasyon düzeylerine göre çalışanlarına yönelik destek ve doğrudanlık derecesini değiştirmesi gerektiği anlamına gelir. Bu tür liderlik, liderlerin davranışlarını ve liderlik tarzlarını astlarının bağlılığına göre değiştirmelerini gerektirir. Dolayısıyla durumsal liderlik, görev davranışı, çalışan bağlılığı ve ilişki davranışının birleşimidir. Durumsal lider, takipçisinin hangi liderlik tarzını kullanacağını bilmek için onun özelliklerini keşfetmeye çalışır. Ayrıca durumsal liderlerin, istenen hedefleri başarıyla gerçekleştirmek için astlarına uygun rehberlik ve görev desteği vermeleri gerekir. Bu tür bir liderin, sorunları aşabilmek için yenilikçi ve hızlı bir şekilde ele alması da gerekir. Lider hedef odaklı, yönlendirici, destekleyici ve katılımcı olmalıdır; aynı zamanda astlarının özelliklerine ve çevresel faktörlere de bağlı olmalıdır.
ICF koçlarından destek almak isterseniz Koçluk Merkezi ile iletişime geçebilirsiniz.



