Bazı insanlar çok yeteneklidir, çok ister, çok emek verir… Ama yine de ilerleyemez. Neden?
Çünkü çoğu zaman onları durduran şey dış dünya değil, kendi zihinleridir.
Zihin çok güçlü bir araçtır. Doğru kullanıldığında size çözüm üretir, yol gösterir, odak kazandırır. Ama fark edilmeden çalıştığında; korkuları büyütür, olasılıkları küçültür, sizi aynı düşünce döngüsünde tutar.
Bir düşünün… Zihniniz gün içinde size en çok ne söylüyor?
“Yapamam.” “Ya olmazsa?” “Ben zaten hep geç kalıyorum.” “Benden bu saatten sonra bir şey çıkmaz.”
Bu cümleler tekrar ettikçe, zihniniz sizin için çalışan bir sistem olmaktan çıkar; size karşı çalışan bir yapıya dönüşür.
İşte burada zihinsel farkındalık devreye girer. Çünkü her düşünce doğru değildir. Her düşünceye inanmak zorunda da değilsiniz.
Negatif düşünce döngüsüne girdiğinizde, o düşünceyi büyütmek yerine zihnin yönünü değiştirmek mümkündür. Bunun için bazen çok basit bir teknik bile işe yarar:
Negatif bir düşünce geldiğinde zihni başka bir işle meşgul etmek. Örneğin 100’den geriye 7’şer saymak… Bu küçük zihinsel müdahale, düşünce akışını kırar ve sizi otomatik olumsuzluktan çıkarıp ana getirir.
Buna bir anlamda zihinsel diyet diyebiliriz. Nasıl ki bedenimizi neyle beslediğimiz önemliyse, zihnimizi neyle beslediğimiz de bir o kadar önemlidir.
Kendinize bugün şu soruyu sorun: Zihnim bana hizmet mi ediyor, yoksa beni sabote mi ediyor?
Farkındalık, değişimin ilk adımıdır. Zihninizi yönetmeyi öğrendiğinizde, hayatınızı da daha bilinçli yönetmeye başlarsınız.
Koçluk, zihninizi yönetmeyi öğrenme sürecidir.



