İnovasyon

İnovasyonun Tanımı
İnovasyon kelimesi Türkçe’ye İngilizce’den geçmiş Latince kökenli bir kelimedir. İngilizce’den Türkçe’ye geçmiş olmasına karşın bu sözün dilimizde İngilizce’deki özgün yazılışı “innovation” ve özgün söylenişi “innıveyşın” biçimleri yerine inovasyon olarak yazılıp okunması yaygınlaşmıştır.
Türk Dil Kurumu trafından hazırlanmış olan yazım kılavuzunda inovasyon kelimesinin Türkçe’de tek “n” ile yazıldığı belirtilmiştir. Bununla birlikte Türkçe’de yabancı kelime kullanımı yerine, yabancı sözcüklere Türkçe karşılık bulunması ve bu karşılıkların kullanılmasını öneren Türk Dil Kurumu son yıllarda yaptığı çalışmalar sonucunda inovasyon kelimesine Türkçe karşılık olarak yenileşim kelimesini önermiştir.
İngilizce’de inovasyon sözcüğünün anlamına bakıldığında Webster sözlükte “değişiliklik yapma süreci”, “yeni ve farklı bir metod, araç, vb.” şeklinde tanımlanmıştır. Bununla birlikte, inovasyon kelimesine işletme literatüründe sözlük anlamından daha farklı bir kapsam yüklenmektedir.
İnovasyon kelimesinin işletme bilimi çerçevesinde yapılan tanımlamalarında İngilizce’de de Türkçe’de de yeniliğin yarattığı “değer” vurgulanmaktadır. Bir başka anlatım ile, inovasyon yeni fikirlerin kullanılması ile ticari bir değer yaratılmasını ifade etmek için kullanılmaktadır. Fikirlerin yeni olması yepyeni bir teknoloji ya da yepyeni bir sonucu beraberinde getirmeyebilir, yenilik sadece uygulamada ya da süreçte olabilir.
Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK), Türkiye Teknoloji Geliştirme Vakfı (TTGV) gibi Türkiye’de inovasyonu teşvik edip, yönlendirme çabaları gösteren kurumlar inovasyona Türkçe karşılık olarak genelde yenilik ve yenilikçilik kelimelerini kullanmaktadırlar, ancak halihazırda kapsam olarak da inovasyon kelmesinin ifade ettiği bütünü ve çeşitliliği tam olarak karşılamadığı düşünülmektedir. Dolayısıyla, bu çalışmanın başlığında ve anlatımında inovasyon kelimesi kullanılmaktadır.
Çalışmanın bu bölümünde inovasyon kavramı, inovasyon türleri inovasyonel düşünce teknikleri hakkında bilgi verilmektedir. Bu bölümde ayrıca inovasyon konusunda Avrupa Birliği ve Türekiye’de inovasyon konusunda yapılmakta olan çalışmalar anlatılmaktadır.
İnovasyon işletme literatüründe yerine göre bir sonucu, bir faaliyeti, bir metodu, bir modeli, bir süreci, bir stratejik birimi ya da yaklaşımı anlatmak için kullanılabilmektedir.
İnovasyon çeşitli alanlarda kimi zaman araştırma ve geliştirme, icat, yaratıcılık, değişim, yenilik kavramlarını ifade edecek şekilde kullanılmakta, kimi zaman bu kavramların bazılarını veya tamamını içinde barındırıp, bütünleştirecek manada kullanılmaktadır.
Bugün gerçek veya sanal ortamda herhangi bir bilgi kaynağına göz atıldığında mutlaka inovasyona ait birşeylerle karşılaşılmaktadır. İnovasyon ülkemizde de yaygın kullanılan bir terim olmasına rağmen anlamı konusunda çelişkiler ve farklılıklar göze çarpmaktadır. İnovasyon kelimesinin kullanımı toplumdaki bireylerde aynı düşünceleri çağrıştırmamaktadır.
Kelime çok kullanılmakta ve sıklıkla karşılaşılmakta olunmasına rağmen değişik anlamları barındırmaktadır. Yapılan bir araştırmada, araştırmaya katılan kişilere “İnovasyon” kelimesini duyduklarında akıllarına gelen ilk üç şeyin ne olduğu soruldu. Bireylere “bir kelime, bir kavram, bir isim, bir marka, bir kitap, bir özdeyiş, bir olgu olarak akıllarına ilk ne gelirse yazmaları” şeklinde bir açıklama da yapıldı.
Araştırmaya katılanların % 45’i “inovasyon” kelmesinin kendilerine “yenilik ve gelişme”yi, % 5’lik bir kısmı “araştırma” yı, % 2’si “sanayi politikası”nı, % 6’sı “marka” yı çağırıştırdığını belirttiler. Anketi cevaplayan kişilerden % 12’si direkt bir marka ismini cevap olarak yazdılar. Ancak, cevaplar arasında değer yaratmaya, maliyet düşürmeye, veya kar arttırmaya dair kavramlar hiç kullanılmadı.
Türk ve yabancı birçok yazar, bilim adamı, kurum, inovasyon ile ilgili olarak çok çeşitli tanımlar yapmaktadır. Bu tanımlardan bazıları yalnızca araştırma, geliştirmeyi içermekte olup dar kapsamlıdır, bazıları da farklı disiplinler ile bu disiplinlerin kesişimini irdelemekte olup geniş kapsamlıdır.
“Innovation Management” dergisi tarafından gerçekleştirilmiş olan 13 Ekim 2010 tarihli bir söyleşide Profesör Bengt-Ake Lundvall [7] inovasyonu şöyle ifade etmiştir: “Otuz yılda inovasyondan öğrendiklerimi toparlarsam, inovasyonun farklı öznelerin karşılıklı etkileşimde bulundukları ve farklı bilgilerin yeni biçimlerde bir araya getirildikleri bir süreç oluşunun altını çizerim.”
Bu çalışma kapsamında “inovasyon”un değer yaratmayı amaçlayan, değişimi simgeleyen geleceği şekillendiren, girdileri, süreçleri ve çıktıları olan yönetilebilir sistemsel bir bütün olma özelliği vurgulanmaktadır. Çalışmanın üçüncü bölümünde bu konu detaylandırılmaktadır.
Günümüzde iletişim teknolojlerinin sunduğu olanaklar her konuda bilgiye erişimi kolay ve hızlı bir hale getirmiştir. Sonuç olarak herhangi bir konu veya alandaki değişim ile ilgili bilgi kolayca yayılmakta, yeni değişimleri tetiklemektedir. Bireylerin, işletmelerin, toplumların büyüyebilmeleri, gelişebilmeleri için rekabet güçleri olmalıdır.
Rekabet güçlerinin olması için ise bu değişim ortamına en azından uyum sağlanabilmesi; hatta mümkünse önüne geçilebilmesi gerekmektedir. Bunun gerçekleşebilmesi için ise sürekli olarak yeni değer yaratılmasına, yani inovasyona odaklanılmalıdır.
İnovasyon Çeşitleri
İnovasyona farklı tanımlamalar yapıldığı ve farklı anlamlar yüklendiği gibi inovasyonun altında çeşitli ayrımlamalar da yapılmaktadır. Daha 1900 lü yılların başlangıcında Josef Schumpeter inovasyonu beş sınıfta toplamıştır: yeni ürün ya da hizmetler, yeni pazarlar, yeni kaynaklar, yeni üretim araçları, geçmişte kapalı olan sektörlerin açılması. Bu gruplamayı yaparken tüketici tercihlerindeki kaymaları, politik, ekonomik ve teknolojik koşullardaki değişikliklerin tetikleyici unsurlar olabileceğini belirtmiştir.

Oslo Kılavuzu inovasyonu aşağıdaki şekilde gruplanmaktadır
- Ürün inovasyonu
- Süreç İnovasyonu
- Pazarlama İnovasyonu
- Organizasyonel İnovasyon
Ürün inovasyonu, ürün düzeyinde planlanan inovatif çalışmalardır. Sıfırdan yeni bir ürün geliştirilmesi, veya varolan bir ürünün yeni özellikler ile donatılması, varolan bir ürünü tamamlayan yeni bir ürün geliştirilmesi şekillerinde gerçekleşebilmektedir. Örnek olarak otomotiv sektöründe hybrid motorlar; iletişim sektöründe yeni nesil cep telefonları; inşaat sektöründe nanoteknolojiye dayalı olarak üretilmiş olan boyalar verilebilir.
Süreç İnovasyonu, işletmelerde operasyonel işlemlerin daha verimli ve daha az maliyetle yürütülebilmesini hedeflemektedir. Örneğin bankacılıkta eskiden internet üzerinden yapılmakta olan işlemler için dekont alınamıyordu. Bu nedenle pekçok müşteri dekont alabilmek için internet üzerinden işlem yapmak yerine şubeden işlem yapmayı tercih ediyordu.
Bu da şubelerde uzun kuyrukları ve verimsiz zaman kullanımını beraberinde getiriyordu. İnternet üzerinden işlem yapıldıktan sonraki süreçler tekrar gözden geçirilip, bu işlemler için şubeye uğrandığında dekont alabilmesi imkanı sağlandıktan sonra, şube personelinin bu işle ile ilgili olarak yapması gereken tek işlem dekontu basıp müşteriye teslim etmek haline geldi. Tek bir dekont basımı ile müşterilerin kuyruklarda beklemesi önlendi.
Pazarlama İnovasyonu, ürün tasarımı veya ambalajlaması, ürün konumlandırması, ürün tanıtımı (promosyonu) veya fiyatlandırmasında önemli değişiklikleri kapsayan yeni bir pazarlama yöntemidir.
İnovasyon Teknikleri
İnovasyon ile ilgili çalışmalarda kullanılabilecek pek çok teknik geliştirilmiştir, ve geliştirilmektedir. Kişinin beyninin çalışma kapasitesi ve tarzı, çevresine yaklaşımı ve etrafında olup bitenleri gözlemleme biçimi, neden-sonuç çıkarma taktikleri, vb. birçok kısıt, koşul, etken inovatif düşünme yöntemini şekillendirmektedir.
Araştırıldığında birçok inovatif düşünce geliştirme yöntemine rastlanabilir. Bunlardan TRİZ olarak adlandırılmakta olan yöntem özellikle teknolojik inovasyon alanında sıklıkla uygulanmaktadır. TRIZ Rusça’da “Yaratıcı Problem Çözümü Teorisi” için kullanılan orijinal kelimelerin başharflerinden oluşturulmuş bir kısaltmadır.
TRIZ sistematiğinin temellerini 1946 yılında atmaya başlayan Genrikh Altshuller yaklaşık 200.000 patent inceleyerek yaratıcı/yenilikçi problemlerin nasıl çözüldüğünü belirlemeye çalışmıştır. Altshuller yaratıcı/yenilikçi problemi, çözümün diğer bir problemin ortaya çıkmasını sağlaması olarak tanımlamıştır. Altshuller patentlerdeki problemlerin çelişkilerini ve çözümlerini inceleyerek TRIZ olarak isimlendirilen yaratıcı/yenilikçi problem çözme teorisini geliştirmiştir.
Altshuller incelediği patentlerden 39 adet teknik çelişki ve 40 adet yenilikçi prensip belirleyerek bunları “mühendislik parametresi” adı altında “çelişkiler matrisi” olarak adlandırılan bir matriste düzenlemiştir. Çelişkiler matrisinde satırlar ve sütunlarda mühendislik parametreleri, satırlar ve sütunların kesişiminde ise problemin çözümü için uygulanması gerekli yenilikçi prensipler yeralmaktadır.
Bu çalışma kapsamında inovasyon teknolojik boyutlu araştırma geliştirme çalışmalarından daha geniş boyutlu tanımlandığından bu bölümde ele almakta olduğumuz teknikler de her koşulda farklı ve yenilikçi düşünmeyi hedefleyip şirketlerin karlılıklarının arttırılması için gerekli olan inovatif çalışmaların tetiklenmesini amaçlamaktadır.
Burada değinilmekte olan yöntem Roger LaSalle tarafından geliştirilmiş olan bir düşünce matrisidir. Bu matris yaratıcı, inovatif ve fırsatçı düşünme için geliştirilmiş bir platformdur. LaSalle Matris düşünme sistemi olarak yaygınlaşmış olan yöntemin Türkiye’deki temsilciliğini Türk Kalite Derneği üstlenmiştir. Türk Kalite Derneği bu konuda çok sayıda şirkete eğitim vermeye devam etmektedir.
Her matriste olduğu gibi bu matriste de satırlar ve sütunlar bulunmaktadır. Düşünme matrisinin satırları ve sütunlarının kesiştiği noktada yenilikçi düşüncenin ortaya çıktığı varsayılmaktadır. Şekil 1.1 de LaSalle Düşünme Matrisi görülmektedir. Matrisin satırları Tohum olarak sütunları ise katalizör olarak adlandırılmaktadır.
Tohumlar inovatif düşünce yaklaşımının uygulanacağı işin temel unsurlarını oluşturmaktadır. Katalizörler ise tohum hakkında düşünceyi tetikleyci sebeplerdir. Tohum ve katalizörlerin beraber oluşturduğu sinerjiden ürün, servis ve süreçlere direkt uygulanabilen bir strateji yaratmak mümkün olmaktadır.
LaSalle Düşünme Matrisi

Bu matris her alanda yenilikçi düşünce geliştirmek için kullanılabilir. Düşünceleri sistematikleştirmek, yaratıcı çözümleri ortaya çıkarabilmek; bu düşünce mantığı ile geliştirilen önerilerin uygulamaya konulması halinde olası etkilerini değerlendirebilmek için kullanılması önerilmektedir. Matrisin ugulanmasındaki püf noktası tohum ve katalizörlerin belirlenmesidir.
LaSalle Düşünme Matrisi daha önce inovasyonun çeşitlerinde değindiğimiz üzere ürün, hizmet, süreç, veya fırsat inovasyonu amaçlı olarak kullanılabilmektedir. Tohumlar matrisin kullanılacağı inovasyon çalışmasındaki temel unsurlara göre belirlenmektedir. Ürün inovasyonu için matrisin kullanıldığını düşündüğümüzde ürün inovasyonu için LaSalle Düşünme Matrisi dört temel unsuru tohum olarak önermektedir : değişim, aksesuvarlar, tamamlayıcılar, ve kanal geliştirme.
Ürün İnovasyonu amacıyla matrisi kullandığımızda, yukarıda belirtilen tohum ve katalizörlerin kesişiminde üründe inovasyonu tetikleyecek düşüncelerin geliştirilmesi sağlanmaktadır.
Matrisin bankacılık sektöründe ürün inovasyonu için kullanıldığında aşağıda verilen örnekler çoğaltılabilir. Aşağıda iki örnek incelenmektedir:

Matrisin ile işaretlenmiş olan hücresinde, hücresinde Tekrar Sorgulama katalizörü tamamlayıcı ürün tohumu ile kesişmektedir. Şubedışı bankacılık hizmetleri “Şubedışı bankacılık işlemleri neden daha yoğun kullanılmıyor?” şeklinde tekrar sorgulanmaktadır.

Tamamlayıcı ürünler ile nasıl bir çözüm üretilebileceği düşünüldüğünde ortaya çıkan örneklerden birisi şubesiz bankacılık işlemleri için şubeden dekont alabilme olanağının hizmete eklenmesi olabilir.
Matrisin * * ile işaretlenmiş olan hücresinde ise, keşke katalizörü ile değişim tohumu kesişmektedir.

“Keşke kredilerin geri ödemeleri birkaç ay sonra başlatılabilseydi.” düşüncesi vade ertelemeli tüketici kredisinin geliştirilmesini tetiklemiş olabilirdi.
Bugün bankalarda kullanılmakta olan para çekme makinelerine dair fikir de burada sunulan düşünce mantığında geliştirilmiştir. 1967’de İngiltere’de John Stepherd- Barron çikolata otomatlarından çikolata alır gibi, makineye şifre girip, para çekme fikrinden yola çıkarak, para çekme makinesini geliştirmiştir. Burada anlatılan fikrin düşünce mantığı sistematik olarak işlemiş olsaydı aslında LaSalle matrisinde aktarma katalizörü ile değişim tohumunun kesişiminde gelişmiş olabilirdi.
Verilen örnekler çoğaltılabilir. Tohumlar farklılaşarak matris fırsat, hizmet ve süreç inovasyonları için kullanılabilir.
Matris doğru kullanıldığı takdirde işletmelerin daha önce sistematik olarak yaklaşamadıkları için gündeme almadıkları birçok konuda yenilik yapabilmelerini ve değer yaratabilmelerini sağlayacaktır. Ayrıca özellikle yenilikçi düşünmeyi bir kültür olarak yerleştirmek isteyen kurumlarda öğretilebilir, öğrenilebilir, somut olarak ortak paylaşılabilir bir düşünce sistemi oluşturacaktır.
İNOVASYONA KOÇLUK
Makro düzeyde bakıldığında inovasyon adına dünya üzerinde büyük bir seferberlik olduğu görülmektedir. Ülkemiz de buna uyum sağlamak için gerekli çalışmaları yürütmektedir. Bu konuda daha derinlemesine bilgi sağlamak isteyenlere Avrupa Birliği Çerçeve Programlarına, Türkiye’de Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ve Ticaret Bakanlığı bünyesindeki çalışmaları incelemeleri tavsiye olunur.
Öncelikle işletmenin nasıl tanımlandığına bakıldığında literatürde bulunacak genel tanım şöyledir: İşletme, üretim faktörlerini planlı ve sistemli bir biçimde biraraya getirerek mal ve/veya hizmet üretimi ve/veya pazarlanması amacını güden birimdir. İşletmenin temel amaçları kar elde etmek, topluma hizmet etmek, varlığını sürdürmektir.
İşletme yönetimi en yaygın ve klasik tanımıyla, işletmenin amaçlarına ulaşabilmesi için gerekli unsurları biraraya getirip, organize, planlı, koordineli ve kontrollü bir şekilde idare edilerek çalışmalarını sağlamaktır. Bu tanıma göre yönetim için dört unsurdan bahsedilmektedir: organizasyon, planlama, koordinasyon ve kontrol.
Oysaki ürün ömürlerinin giderek kısalmakta, etkin müşteri yönetiminin maksimum müşteri deneyimine, insan kaynakları yönetiminin yetenek yönetimine, karlılık analizinin stratejik katma değer analizlerine dönüşmekte olduğu; şirketler için soyut değerlerin somut olanların önüne geçmeye başladığı günümüzde, işletmeler açısından inovasyonun anlam ve önemi sürekli vurgulanmaktadır.
Ernest Dale “Management : Theory and Practice” adlı kitabı içinde yönetimin temelleri arasına planlama, organizayon, koordinasyon idare ve kontrolün yanında innovasyonu da dahil etmiştir. Yazar, Peter Drucker’ın “Bir işletmeyi yönetmek, bürokratik, idari veya politik bir iş değil, yaratıcı ve uyarlayıcı bir işlevdir” düşüncesine atıfta bulunarak “gerçek yönetici herzaman bir innovatördür.” ifadesini öne sürmüş, innovasyonun yönetimin temelleri arasında sayılması gerektiğini belirtmiştir.
Yönetici, kendisi yeni bir fikir geliştirebilir, eski fikirlerden veya kombinasyonlarından yeni fikirler üretebilir, başka alanlardan fikirleri kendi alanına uyarlayabilir veya diğerlerinin fikir üretmeleri için gerekli ortamı hazırlayabilir. İnovasyon yöneticinin ve işletme yönetiminin doğal bir ihtiyacı ve fonksiyonu olmalıdır.
İşletme yönetimi inovasyondan korkmamalı, ve kaçmamalıdır. Rekabet gücünü arttırabilen, sürdürebilen, büyüyebilen şirketler inovasyondan çekinmeyen, inovasyonu kabul eden ve uygulayan şirketler olmuşlardır. Arçelik, Eczacıbaşı, Ülker, Unilever, Procter&Gamble Türkiye’de inovasyonu uygulayarak başarıyı yakalayan şirketler arasında sayılabilirler.
İşletme yönetimi innovasyon için en önemli katalizör olabileceği gibi; büyük bir engel haline de gelebilir. Vizyonunda inovasyon kavramı olmayan, innovasyonu nasıl değerlendirip, idare edeceğini bilemeyen bir yönetim işletmenin başarıları önünde büyük tehlikedir.
İnovasyon sadece bir fikir üretilmesi değil, iyi yönetim ile bu fikirlerden sonuç elde edilmesidir. İnovasyon sonucunda belirsizlik barındırmakta olan riskli bir süreçtir. Başarılı olma ihtimali kadar başarısız olma ihtimalini de içermektedir. Tabii başarının yorumlanması da zamana, içinde bulunan koşullara göre farklı algılanacak sonuçlara bağlıdır.
İnovasyon yönetimi şüphesiz yaratıcı fikirlere açık bir ortamda uygulanabilir. Böyle bir ortamın yaratılması için şirket içerisinde yenilikçiliğe, yaratıcılığa önem veren bir kültürün oluşması ve gerekli politikalarla desteklenmesi gerekmektedir. İnsan kaynakları, üretim, pazarlama, muhasebe ve finansman gibi işletme fonksiyonlarının işletme içerisinde inovasyon açısından rolleri tam olarak tanımlanmalı; inovasyonu teşvik edici ve birbiri ile uyumlu politikalarla donatılmalıdır.
Organizasyon içerisinde inovasyon ile ilgili karaları verecek birimlerin, mekanizmaların, inovasyon üzerinde çalışacak ekiplerin, liderlerin, bireylerin, kısaca inovasyona zaman ve enerjisini ayıracak olan insan gücünün belirlenmesi ve önceliklerinin net olarak tanımlanması gerekmektedir.
İşletme organizasyon yapısı içinde nerede ve nasıl konumlandırıldığı işletme yönetimi tarafından inovasyonun nasıl yorumlandığının, hangi süreçte ele alınıp değerlendirildiğinin bir göstergesidir.
Biraz daha açmak gerekirse; inovasyonu insan kaynakları içinde konumlandırmış olan bir işletmenin esas amacı inovatif bir kültürü işletme içine yaymak olacaktır. Bu da bir işletmenin inovasyona yönelik çalışmalarının başlangıç aşamasını oluşturabilir. Ancak inovasyonu sadece insan kaynakları fonksiyonu içine hapseden veya insan kaynakları ekibi ile idare etmeye çalışan bir işletmenin karşılaşabileceği bazı engeller olacaktır. Bu engellerin en başında diğer fonksiyonların uzmanlık alanlarına karışıldığını düşünmeleri tehlikesi bulunmaktadır.
Benzer şekilde inovasyon müşteri odaklı düşünerek ürün geliştirme veya pazarlamanın içinde konumlandırıldığı takdirde, diğer işletme fonksiyonlarının konu dışında bırakılmaları veya konu dışında kalmayı tercih etmeleri işletmenin genel bütünlüğü ve başarısı açısından tehlikeli olacaktır.
İnovasyonun işletme organizasyonu içinde herhangi bir işletme fonksiyonu altında konumlandırılması yerine ayrı bir birim şeklinde oluşturulması ve içinde bulunulan safhaya göre tüm fonksiyonlar ile koordineli olarak yürütülmesi işletmeler açısından maksimum faydayı sağlayacaktır.
Business Week dergisinin 2006 yılında yaptığı bir çalışmanın sonuçlarına göre inovasyon açısından en önemli unsurların liderlik, inovasyon ölçütleri, işbirliği, müşteri görüşleri, ve açık inovasyon olduğu saptanmıştır.[24]Daha detaylı bakıldığında, insan kaynakları kapsamında yetenek yönetimi, ve liderlik, pazarlama kapsamında müşteri yönetimi ve açık inovasyon, muhasebe, finans kapsamında ise inovasyonun maliyet, bütçeleme, fainansmanı ve başarı ölçütleri konuları ve bunların optimum koordinasyonu önem kazanmaktadır.
Bu noktada kanımızca inovasyona koçluğun kavranması ve uygulanması işletmelere atacakları adımlarda ve elde edecekleri gelişmelerde destek sağlayacaktır. “Koç nedir ve işletmelerde inovasyona koçluk neyi mümkün kılacaktır?”
Koç, müşterilerin kişisel ve profesyonel potansiyelini gerçekleştirmeye yönelik farkındalık, gelişim ve çözüm seçeneklerini artırıcı ve bu yönde destekleyici çalışmaları yürütür. Koç, müşterisinin şimdiden geleceğe uzanan yolunda kendisini geliştirmesine eşlik eder. Müşteri burada bireysel müşteri olabileceği gibi bir işletmede olabilir. Bu takdirde işletmeye koçluk sözkonusu olacaktır. İnovasyona koçluk da bu kapsamda değerlendirilebilir.
İnovasyona koçluk işletmede öncelikle bir değerlendirme yapılması ile başlamalıdır. İşletmenin inovasyon çalışmaları ile ilgili olarak bulunduğu seviyenin objektif olarak belirlenmesi ilk aşama olmalıdır. İkinci adım ise bu konuda bir SWOT analizi yapılarak işletmenin bu konuda izleyeceği stratejilerin belirlenmesi olmalıdır.
Bu aşamada ele alınabilecek konular ise işletmede inovasyona odaklı bir kurum kültürünün geliştirilmesi, gerekli eğitimlerin saptanması ve gerçekleştirilmesinin hedeflenmesi, işletme çalışanlarının ve müşterilerinin fikirlerinin paylaşılabileceği bir platformun oluşturulması ve uygulamaya geçirilmesinin hedeflenmesi ve inovasyonun finansmanına yönelik kaynakların geliştirilmesinin hedeflenmesidir.
ICF Onaylı Sertifika programlarımız ile ilgili daha detaylı bilgi almak için bize ulaşabilirsiniz.