Başarı ve Bütünlük

Başarı ve Bütünlük

“Başarı, olumlu ve olumsuz sonuçlanan performansların toplamıdır”

Yaşamda bütünlüğü sağlamak, hem kişisel hem de profesyonel yaşamı birbirinden ayırmadan; önce güvenilirlik, etik, hakkaniyet, samimiyet, nezaket ve her türlü şiddetsizlik kavramlarını referans alarak düşünmek, buna göre de davranış sergilemek ve sonucunda hayatı deneyimlemek, her niyette doğru olanı yapma hedefinde olmak konusunda güçlü bir ilke edinmektir. İşte bu bütünlüğü önce kendi hayatımızda sonra da iletişimde olduğumuz herkesle sağladığımızda, kurduğumuz tüm düşlerin gerçek olma olasılığı da çok yükselir.

Elbette düşlerimizin yaşamlarımızda gerçeklik bulması ve her zaman, yaptığımız her işte başarılı olmak herkesin bu hayattaki en büyük arzusudur. Ama başarıyı sadece arzulamak yetmez, hayalleri gerçekleştirmek için hiç bir zaman sihirli bir değnek de olmaz, mutlaka eyleme geçmek gerekir. Bu eylemlerin güçlü bir şekilde atılabilmesi ve sürdürülebilir olması için ise bir takım temel özelliklere sahip olmak gerekir.

Bazen bilinçsizce geliştirdiğimiz ve karakter olarak benimsediğimiz alışkanlıklarımız, kaynağımızın eksikliğine dair inançlarımız, daha çok engellere odaklı bakış açımız, bahanelere tutunmamız, kısacası düşünme biçimimiz hedefe ulaşmamızın önündeki engeller hâline gelebilir.

Gerek iş gerekse günlük hayatta hedefleri gerçekleştirebilmek için, önce başarısızlığı daha eyleme geçmeden, en baştan kabul eden insanların nelere yatkın olduğunu bilmek belki bu konudaki değişime avantaj sağlayabilir. Böylelikle farkında olup, bu özelliklerden kaçınıp, yerine istediğimiz davranışı koyma pratiği yaparak kendimizi olumlu yönde geliştirebilmek de mümkün hâle gelir.

Elbette başarının herkes için anlamı çok farklıdır, düşlerimizle ve neyi hedeflediğimizle çok doğru orantılı bir kavramdır. Keza insan ancak kendi öz iradesi ile istediği şeyler için mücadele etme gücünü bulabilir kendinde.

Aynı zamanda hedefe ne kadar sürede, hangi yollarla, hangi kaynaklarla, hangi öngördüğümüz engelleri ortadan kaldırarak, ne kadar inanarak ulaşmak istiyoruz ve planlıyoruzun da öngörülmesi önemlidir. Biri için bir işe girmiş olmak başarı anlamı iken, bir diğeri için o işte en üst pozisyona erişmek, bir diğerine de oradan ayrılmak başarı olabilir.

Hepsi normaldir yeter ki bireyin peşinden koştuğu şey kendi düşlerini yansıtsın ve kendine samimi olsun. Bunun sonucundan hissedilen tatminlik seviyesi de elbette sürdürülebilir ve uzun soluklu da olabilsin.

Süreçte göstereceğimiz sabır, kendimizi ne kadar adadığımız, gösterdiğimiz önem ve özenin de sorgulanması gerekir. Çünkü hedef, bir performansla gerçekleşmeyebilir, bu yüzden sayısız performansın, hataların, tüm deneyimlerin bizi toplamında hedefe ulaştıracağını bilip en başta bunu kabul etmemiz motivasyon bulmak açısından önemlidir.

Başarı ve Bütünlük
Başarı ve Bütünlük

Ancak performanslar bazen başarısızlıkla da sonuçlanabilir. Birinde istediğimiz sonuç olmadı diye paniğe ve umutsuzluğa kapılmaya gerek yok. Sabır ve emek gösteren, eminim dilediği sonuca da ulaşır. Başarısız performanslarımız da bir sonrakine ışık tutmak için kılavuzdur, öğreticidir. Düşünün ki; hiç bir mucit, bir kere de icat bulmamıştır, onlarca başarısız performansın içinden her seferinde bazı koşulları değiştirip bir sonrakini yeni yollar deneyerek asıl istenen icadını gerçekleştirir ve aslında her performansta neyi yapmayacağını öğrenir.

Her performans bizi yüreklendireceği, itici bir güç olabileceği, bize öğreteceği gibi demotive edici, cesaret kırıcı da olabilir. Bu kişinin düşünce biçimiyle doğrudan etkilidir; kolay pes eden mi, engelleri görmeye odaklı bir zihin yapısında mı, öfkelenip başkasını suçlayan mı? Bununla da kabulde olmayı ve mücadeleyi öğrenmek hedefi sonuçlandırmaya kadar gidilecek yolculuğun önemli bir parametresidir. Bu sebeple başarısızlıkla mücadele etmek, kişisel ve profesyonel gelişimin de önemli bir parçasıdır. Başarısızlık kaçınılmaz olabilir, ancak onunla nasıl başa çıktığınız, gelecekteki başarılarınız üzerinde olumlu bir etkiye sahip olabilir.

Öncelikle başarısız insanın belirgin bir özelliği var mıdır, bize hangi davranışları kılavuzluk edebilir, başarısızlıkla başa çıkmak için neler mümkündür, bir göz atalım.

Yanlışlar yapan insanların özelliklerinden biri tembel bir zihne sahip olması olabilir, ertelemeyi alışkanlık hâline getirirler. Ertelemek ve miskinlik pek çok insan için büyük bir problemdir. Kronik hâle gelen erteleme alışkanlığı, tamamlanması beklenen işlerin çığ gibi büyümesine neden olur ve bir süre sonra altından kalkılamayacak ağır bir yüke dönüşür ve hedef gerçekleşemeden pes etmeye sebebiyet verebilir.

Bireyin baktığı penceresinden daha çok olumsuzu görmeye meyilli bir yapısı ve karamsar bir zihinde olması başarının önündeki en büyük engellerdendir. En büyük başarısızlık koşulu; inanç eksiği ve olumsuzu düşünme biçimidir.  Mümkünlüklere, mucizelere değil, imkansızlıklara ve kaynaksızlığa odaklıdır. Karamsar insanlar her durumu olabilecek en kötü hâliye ele aldığından bir projeyi devam ettirmek bir yana ona başlama konusunda bile problem yaşayabilirler. Sonuç olarak karamsarlık insanın atacağı adımdan korkmasına ve yerinde saymasına neden olur, hatta başarısız görünmektense sürece hiç başlamayacak haklı bahaneleri bulurlar ve zaten başlanmayan işin bir sorumlusu, başarısızı da olmaz! Çaresizlik normalleşir birey başarmak adına hiçbir girişimde bile bulunmaz.

Odaklanmak, hayatta bizim için detayların kaçırılmaması gereken önemli olan anlarında fark etmemizi ve hızlı bir şekilde ilerlememize yardımcı olur. Konsantrasyonu koruma becerisi hedefe disiplinli ve kararlı biçimde ilerlemeyi sağlar. Zihin odak neredeyse o alandaki konuları öne çıkarır, dikkatini her neye verirsen orada zihin daha yaratıcı düşünebilir ve hedefe ulaşmak için sağlıklı eylemler gerçekleştirmeyi sağlar. Odağını kolay kaybeden ve motivasyonunu içselden çok dışa bağlı kılanlar daha kolay başarısız olabilirler. Projelerine gereken özeni gösteremez ve ilgi alanları çok hızlı değişebilir, bu sebeple de sürdürülebilir bir başarı beklenemez. Geriye kalan ise yorulmuş bir zihnin varlığıyla gergin bir beden, mutsuz ve yetersiz hisseden bir ruh ve yarım projelerdir.

Hatalar yapan insan alışkanlıklarından biri de bir türlü doğru kararları veremediklerini düşünmeleridir. Hayatımızla ilgili önemli kararlar almak elbette kolay değildir ve bu gibi durumlarda hemen seçim yapamamak da gayet doğaldır. Bazı insanlar sezgileriyle an’da karar verir ve sonucundan başarı elde eder, bazı insanlar üzerine düşünme ihtiyacı hisseder ama çelişkide kalmak ve kararsızlık insanı çözümsüzlüğe de götürebilir. Seçimlerini yapmakta ciddi anlamda zorlanırlar, burada da dışarıya bağımlılık ve başkalarından onay alarak ilerleme ihtiyacı artacaktır. Bu da süreci uzatabilir ve işin sonucunda tatmini ve motibvasyonu düşürebilir. Bu durum zamanla insanın üzerindeki baskıyı artırarak kaygı ve strese neden olur. Gün boyunca stresli hisseden kişilerin ise mantıklı adımlar atması beklenemeyeceğinden yanlışlar yapmak kaçınılmaz hâle gelir.

Hedeflere gitme yolunda duygularımızı tanımanın önemi de bir hayli büyüktür. Hedefleri yakalamak için büyük bir adım atmanın sırrı, duyguları ve düşünce biçiminin yatkınlığı tanımaktan ve rahatsız olduklarını dönüştürüp geride bırakabilmekten geçer. Duyguların yüksek olduğu anlarda tepki vermek yerine önce dinlemek sakin moda geçebilmek gerçekten çözümü de getirir. Bu noktada karar verici mekanizma olarak kafanızın içinde konuşan o sesi değil, sezgilerimizi, heyecan duyan kalbinizi dinlemeyi pratik edip, başarılı kararlar aldığınızda nasıl seçimler yaptığınızı hatırlamaya çalışın. Sizin tasarımınızın işleyişi anda hızlı karar vererek mi, yoksa üzerine düşünerek mi sağlıklı işliyor, bi bakın, geçmişte böyle zamanları bi hatırlayın aldığınız kararlar sonucunda hep iyi ki dediğiniz anlarda o kararı nasıl almıştınız, bir sorun kendinize.

Duygularımı kendimizi tanıma yolunda her zaman gözlemlemek önemli ama karar alma zamanlarında an’ın, şimdinin gerçekliğinden uzaklaşmamalı. Duyguların esiri olmak, yaşamı yönetmesine izin vermek kişiyi bireysel ve öznel bakış açısına hapseder. Bu da kişiyi nesnellikten ve hayatın sunduklarını kucaklama fırsatından alıkoyabilir.

Başarı ve Bütünlük
Başarı ve Bütünlük

Başarısızlık, davranışsal seçimlerimizi nasıl etkiler?

İnsan böyle bir yanı varsa, bunu önce kabul edip, geliştirmeye, iyileştirmeye çalışmazsa bu artık karaktere sirayet edebilir ve yaşamın akışında normalleşebilir ve olumsuz alışkanlıklara, sorumluluk almamaya, karar verme mekanizmasını bozmaya, odaklanabilmesini olumsuz etkilemeye, tembelleşmeye, erteleme davranışının gelişimine ve yarım kalan işler silsilesine dönebilir ve birey hedef koyma ve gerçekleştirme motivasyonu kaybedebilir. Yeni başlangıçlarda da sürekli bahaneler üretebilir ve başlayacak enerjiyi bulamaz ve artık kaçınmalar başlar, sosyal ilişkileri de zarar görebilir. Bu sebeple de bu bir döngüye girer ve başarısızlık düzenli olarak kaçınılmaz hale gelir ve kişiyi kısırdöngüye sokar. Kaygı ve korku ile hedeflerine ulaşma noktasında motivasyonundan alıkoyar, hep geri planda kalmak ister, görünür olmak istemez ve günün sonunda fırsatları kaçırabilir. Yanlış yapmaktan korkan kişiler seçim yaparken inisiyatif almaktan kaçınır. Bu kişiler bilgili oldukları konularda bile pasif bir tutum sergileyebilir ve özgüven eksikliği ve değersizlik yaşayabilir. Başarılı olmak için mükemmeliyetçi davranan bireyler hissettikleri korku nedeniyle gereğinden fazla çaba ve efor gösterebilir. Bu aslında ortaya çıkacak işin en iyisi olması isteğinden çok, hata yapmaktan ve kötü görünmekten kaçınmak duygusuyla yaşadığı endişe sonucu ortaya çıkar.

Yanlış yapma korkusunu yenmek için kendinizle barışmalı ve her insan gibi kendinize hata yapmak hakkı da vermeli ve olanlardan her zaman ders çıkarmalısınız. Korkunuzla yüzleşmek ve kendinize esnek bir alan yaratmak başarısızlığın üstesinden gelmenize yardımcı olur.

Başarı herkes için farklı anlama gelen izafi bir kavramdır. Her insan ne kadar özel ve biricikse hedefleri de o kadar eşsiz ve kendine özel olabilir. Dolayısıyla hedefleri yakalama durumu herkes için farklı anlamlara gelebilir. Bu noktada başarılı olmak için üst düzey yeteneklere sahip olmak gerekmediğini de bilmek gerekir. Biz neyi ne kadar başarmak istediğimize kalben odaklanır ve gerekli adımları atabilirsek, pes etmez ve yolda önümüze çıkan engelleri öğrenme fırsatı görerek yolumuza devam edersek, istediğimiz sonuca ulaşmamız da mümkündür. Ulaşamıyorsak da o zaman belki de hedefimiz sandığımızı bizim gerçek hedefimiz mi diye yeniden gözden geçirebiliriz.

Unutma, bir performansın başarısızlıkla sonuçlanması deneyimi, onu fark eden için bir başarı kriteridir!

ICF koçlarından destek almak isterseniz Koçluk Merkezi ile iletişime geçebilirsiniz.

×