Mutluluk Nasıl Ölçülür?: Mutluluğun Arkasındaki BilimAkademik BlogMutluluk Nasıl Ölçülür?: Mutluluğun Arkasındaki Bilim

Mutluluk Nasıl Ölçülür?: Mutluluğun Arkasındaki Bilim

Mutluluk Nasıl Ölçülür?

Muhtemelen her yıl dünyanın en mutlu ülkelerinin hangileri olduğunu okumuşsunuzdur. Bu sıralamalarda ilk başta bulunan ülkeler mutlaka bir şeyleri doğru yapıyor olmalı.

Dünya Mutluluk Haritası ve Dünya Değerler Araştırması’na göre Danimarka, gezegendeki en mutlu olan ülke konumunda. Dünya Mutluluk Veri Tabanı’nda 2. sırada ve yakınındaki İzlanda’nın hemen bir gerisinde.

Bu mutluluk anketleri dünyanın dört bir yanındaki insanlara hayattan ne kadar mutlu ve memnun olduklarına ilişkin ölçümler yapmayı sağlar. Bu sıralamalar değişse de ilk sıraları paylaşan ülkeler genel olarak aynı kalıyor. Örneğin Danimarka’daki insanlar etkileyici derecede yüksek derecede sosyal bağlantılar, kariyer memnuniyeti ve politik ve ekonomik istikrar göstermişlerdir. Bunların hepsinin mutluluğu teşvik ettiği bilinen bir gerçektir.

Peki Danimarkalıların kendilerini dünyadaki birçok insandan daha mutlu görmeleri ne anlama geliyor? Anketler tam olarak neyi ölçüyor?

Mutluluk Ölçümleri

Mutluluk kavramına ilişkin olarak sözlüğün atıfta bulunduğu duygusal durum tartışmasız herkes için farklıdır. Ancak aynı zamanda mutluluğun fiziksel etkilerini de bilebiliriz; insanlar neşenin doğal bir işareti olarak gülümser ve gülerler, neşeli bir hal içerisinde olurlar.

Mutlu olduğumuzda, beynin sol prefrontal lobunda artan aktivite ve kan dolaşımında dolaşan kortizol (bir stres hormonu) miktarının azalması gibi belirli fizyolojik reaksiyonlar meydana gelir.

Ancak tıpkı arkadaşlarla iç ısıtan bir film izledikten sonra veya bir doğum günü hediyesi açtıktan sonra duyulan zevk duygusunun bir süre sonra kaybolması gibi mutluluğun bu fiziksel belirtileri geçicidir. Mutluluğu, hayattaki olayların toplamında tutarlı bir şekilde doyum bulma açısından değerlendirmek, kavramak daha zordur. Yani gülümseme ve neşeli olma ile anlatılabilecek kadar yüzeysel bir durum değildir. Sonuç olarak mutluluğu ölçmek isteyen araştırmacıların doğrudan kaynağa gitmesi gerekir.

Ekonomi, sosyoloji, nöroloji, pazarlama, hemen hemen her disiplinden araştırmacılar ama özellikle de psikologlar her zaman duygularla ilgilenmişlerdir, ancak son yıllarda duygu çalışmaları patlama yapmıştır ve araştırmacıların en yoğun şekilde incelediği duygulardan biri mutluluktur. Tüm bu disiplinlerin farklı ama kesişen ilgi alanları vardır: psikologlar insanların ne hissettiğini anlamak ister, ekonomistler insanların neye değer verdiğini bilmek ister ve sinirbilimciler insanların beyinlerinin ödüllere nasıl tepki verdiğini bilmek ister, pazarlamacılar tüketicilerin nasıl satın alma kararları verdiğini anlamlandırmak ister. Ancak mutluluk gibi subjektif bir şeyi ölçmek nasıl mümkün olabilir?

Sübjektif deneyimleri ölçmek düşündüğümüzden çok daha kolaydır. Bu, göz doktorunuzun size gözlük taktırdığında yaptığı şeydir. Gözünüzün önüne bir lens koyar ve deneyiminizi aktarmanızı ister, sonra bir lens daha koyar, sonra bir tane daha koyar ve değerlendirmenizi, yani geri bildirimini analiz eder. Söylediklerini birer veri olarak kullanır, verileri bilimsel analize sunar ve size mükemmel görüş sağlayacak bir mercek tasarlar ve reçeteye yazar; tüm bunları öznel deneyiminize ilişkin raporlarınıza dayanarak yapar.

Mutluluk Nasıl Ölçülür?
Mutluluk Nasıl Ölçülür?

İnsanların gerçek zamanlı raporları, deneyimlerinin çok iyi bir tahminidir ve dünyayı onların gözünden görmemizi mümkün kılar. İnsanlar bize dün ne kadar mutlu olduklarını, yarın ne kadar mutlu olacaklarını söyleyemeyebilirler ama onlara sorduğumuz anda nasıl hissettiklerini bize anlatabilirler. “Nasılsın?” dünyanın en sık sorulan sorusu olabilir ve bu soru kimseyi şaşırtmaz.

Mutluluğu ölçmenin de birçok yolu vardır. İnsanlara “Şu anda ne kadar mutlusun?” diye sorabiliriz ve bunu bir ölçekte derecelendirmelerini sağlayabiliriz. Beyin kan akışını ölçmek için manyetik rezonans görüntülemeyi veya yüzdeki “gülme kaslarının” aktivitesini ölçmek için elektromiyografiyi kullanabiliriz. Ancak çoğu durumda bu önlemler birbiriyle oldukça ilişkilidir ve ayrıca çok da maliyetlidir.

Mutluluğu Nasıl Ölçtüğünüz Kişiye/ Duruma Bağlı Olabilir

Bir eczanenin çok iyi kalibre edilmemiş bir sürü ucuz termometre sattığını hayal edin. Normal ateşe sahip kişiler farklı değerler alabilir ve aynı sıcaklığa sahip iki kişi farklı değerler alabilir. Bu yanlışlıklar, insanların ihtiyaç duymadıkları tıbbi tedaviyi aramalarına veya ihtiyaç duydukları tedaviyi alamamalarına neden olabilir. Ancak, kalibresi yanlış olsa da laboratuvarda ateşli durumdaki hastalarla yapılacak ölçümlerde, hasta olmayan bireylerdekinden fazla ölçümler elde edileceği aşikardır.

Örneğin, genel olarak romantik ilişkileri iyi olan insanlar, olmayanlara göre daha mutludur. Sağlıklı insanlar hasta insanlardan daha mutludur. Zengin insanlar fakir insanlardan daha mutludur. Bununla birlikte bazı sürprizler de yaşanabilir. Örneğin, tüm bunlar insanları daha mutlu etse de, bunlardan herhangi birinin bu kadar az önem taşıması şaşırtıcıdır. Evet, yeni bir ev ya da yeni bir iş sizi daha mutlu edecektir ama bu durum uzun sürmeyebilecektir.

Görünen o ki insanlar kendilerini neyin mutlu edeceğini ve bu mutluluğun ne kadar süreceğini tahmin etme konusunda pek iyi değillerdir. Olumlu olayların kendilerini gerçekte olduğundan daha fazla mutlu etmesini, olumsuz olayların ise onları olduğundan daha mutsuz etmesini beklerler.

Hem saha hem de laboratuvar araştırmalarında, bir seçimi kazanmanın veya kaybetmenin, romantik bir partneri kazanmanın veya kaybetmenin, terfi alıp almamanın, bir sınavı geçmenin veya başarısız olmanın mutluluk üzerinde insanların düşündüğünden daha az etkiye sahip olduğunu bulunmuştur.

İyi şeyler olduğunda bir süre kutlama yaparız ve sonra her şey tekrar normal seyrine geri döner. Kötü şeyler olduğunda bir süre ağlar ve sızlanırız, sonra kendimizi toparlayıp işimize devam ederiz. Peki olayların mutluluk üzerinde neden bu kadar geçici bir etkisi vardır?

Bunun bir nedeni, insanların mutluluğu sentezlemede, olumlu yanları bulmada iyi olmalarıdır. Sonuç olarak, neredeyse her türlü travma veya trajediden sonra insanlar genellikle beklediklerinden daha mutlu olurlar. Her şeyin en iyisini yapma konusunda olağanüstü bir yeteneğimiz vardır. Çoğu insan düşündüğünden daha dayanıklıdır.

Sentetik mutluluk, istediğimizi elde edemediğimizde ürettiğimiz şeydir, doğal mutluluk ise istediğimizi elde ettiğimizde yaşadığımız şeydir. Farklı kökenlere sahiptirler ancak hissettikleri açısından mutlaka farklı olmaları gerekmez. Birinin diğerinden açıkça daha iyi olduğu söylenemez.

Özetle, neyi ölçtüğümüz konusunda daha spesifik olmamız gerekir. Mutluluk ölçümü kişiden kişiye, içerisinde bulunduğu bağlama, duruma göre farklılık gösterebilir, belirli olayların etkisi altında geçici olarak hissedilen duygulardan kaynaklanabilir.

mutlulugu nasil olcersiniz2

Mutluluğu Nasıl Ölçtüğünüz Nerede Yaşadığınıza Bağlı Olabilir

Mutluluk çalışmaları tarihsel olarak, nispeten benmerkezci ve heyecanı yüksek olan Batılı mutluluk idealine odaklanmıştır. Mutluluk adı verilen bulanık ve çoğunlukla tespit edilmesi zor duyguyu ölçmenin sayısız daha karmaşık yollarından çoğu Batı ülkelerinde geliştirilmiştir. Ancak yazarlar, Batı merkezli mutluluk kavramlarının evrensel olmadığını savunuyor.

Batı’da mutluluk bağımsızlığa bağlıyken, Doğu’da mutluluk karşılıklı bağımlılığa, sosyalliğe bağlıdır. Örneğin Koreliler “mutluluk” ve “aile” kavramlarından aynı cümle içerisinde bahsederler.

Geçmişte yapılan araştırmalar, mutluluğun belki de en belirgin ölçüsünün bile (gülümseme) Doğu’da ve Batı’da farklı olduğunu göstermiştir.

Gülümseme mutluluğun en basit ölçüsüdür, ancak ne tür bir gülümsemenin daha olumlu görüldüğüne bakıldığında geçmiş araştırmalar Doğu ile Batı arasında büyük bir fark olduğunu göstermiştir. Batı kültürlerinde büyük, dişlek gülümsemeler daha iyi algılanırken, Doğu’da daha sakin, kapalı ağız gülümsemeleri tercih edilir.

Bu manada bu şekilde ele alınacak olan bir mutluluk kavramının evrenselliğinden söz edebilmek pek olanaklı değildir.

Bu durum araştırmacıları, dünya çapındaki 15.368 katılımcı arasında hangi mutluluk testinin en etkili olacağını ölçmeyi amaçlayan mevcut çalışmaya yönlendirmiştir. Kullanılan iki ölçüm, ABD’de geliştirilen Öznel Mutluluk Ölçeği ve Japonya’da geliştirilen nispeten yeni bir test olan Karşılıklı Bağlı Mutluluk ölçeğidir.

Doğu ölçüsü, “kişilerarası uyum” ve kişinin akranlarıyla başarı eşitliği gibi faktörlere daha yakından incelemiştir. Mutluluk ölçümlerini genişletmenin ve karşılaştırmanın yanı sıra, çalışma, çalışma grubunu ABD ve Kanada’daki geleneksel olarak incelenen Batılıların ve Doğu Asyalıların ötesine taşıyarak Afrikalıları, Latin Amerikalıları, Orta Doğuluları ve Güneydoğu Asyalıları da kapsayacak şekilde genişletmiştir. Çalışma, 63 ülke ve 42 dildeki üniversite çağındaki öğrencileri içermiş ve bu öğrencilerden özel bir web sitesine (ispstudy.ucr.edu) giriş yapmaları ve mutluluk ölçümlerini içeren bir anketi doldurmaları istenmiştir.

Batı’nın ölçümü olan Öznel Mutluluk Ölçeği, Belçika, Danimarka ve Birleşik Krallık dahil olmak üzere Batı Avrupa ülkelerinde mutluluğu ölçmede en güvenilir ölçüm aracı olduğunu kanıtlamıştır. Daha yüksek kalkınmaya sahip, daha az nüfus artışı olan ve daha soğuk iklimlere sahip ülkelerin Batı veya bağımsız ölçümde benzer puan alma olasılıkları daha yüksektir. Batı ölçeği Çin, Japonya ve Vietnam gibi Doğu ülkelerinde mutluluğu belirlemede o kadar etkili olmamıştır. Diğer ülkelerde, yani Afrika ülkelerinde ise kötü performans göstermiştir. Doğu’nun ölçüsü olan Karşılıklı Mutluluk ölçeği, Japonya ve Güney Kore dahil olmak üzere Asya ülkelerinde en güvenilir olanıdır. Doğu ölçüsü ise Batı ülkelerinde genellikle daha az güvenilir bir tahmin aracı olmuştur.

Araştırmacıların bu puanları ekonomik kalkınma veya kültürel faktörler de dahil olmak üzere ülkeden ülkeye faktörlerle ilişkilendirmesi daha zor olmuştur. İlginç bir şekilde, mutluluğun birbirine bağlı ölçüsü ülkeler arasında neredeyse aynı oranda farklılık göstermemiştir. Ölçümün performansı çok daha tutarlıdır; kültürler arası araştırmacılar için önemli bulgular ortaya çıkarmıştır. Her iki ölçüm de Amerika Birleşik Devletleri ve Japonya’da oldukça güvenilirdir. Bu durum, araştırmacıların özellikle ilgisini çekmiştir çünkü bunlar Batı ve Doğu testlerinin geliştirildiği ilgili ülkelerdir.

mutlulugu nasil olcersiniz3

Mutluluğu Ölçmede Düşünce ve Deneyim

Diğer taraftan, mutluluğun ölçülmesi çoğunlukla kişisel raporlamaya dayanır. Mutluluk araştırmaları genellikle deneklerden mutluluklarını bir ölçekte sıralamalarını ister; bazen üç puan kadar küçük bir puanla dahi ölçümleme yapılabilir: ”’çok mutlu değil”, “oldukça mutlu” ve “çok mutlu”. Ancak oldukça mutlu olduğunu söyleyen herkes aynı şekilde hissetmeyebilir.

Revize Edilmiş Oxford Mutluluk Ölçeği gibi mutluluk anketleri kapsamlı bir dizi soru sorarken, Yaşamdan Memnuniyet Ölçeği yalnızca beş soru sorar. Genellikle bu anketler insanlardan, hayatlarının çeşitli yönleriyle ilgili memnuniyetlerini bir ölçekte derecelendirmelerini ister. Örneğin Dünya Değerler Araştırması’nda sorulan en kritik sorulardan biri şudur:

“Her şeyi bir araya getirdiğinizde çok mutlu olduğunuzu mu, oldukça mutlu mu olduğunuzu, pek mutlu olmadığınızı mı yoksa hiç mutlu olmadığınızı mı söylersiniz?”

Elbette bu da belirli bir mevcut durumdan yola çıkarak ölçüm yapmayı olanaklı kılar. Şu anda, birileri son derece memnun olabilir ama gelecekte hayatın yıkıcı bir dönüş yapmayacağını kim söyleyebilir? Daha geçerli bir mutluluk ölçümü için bazı araştırmacılar biraz daha kişisel bir yaklaşım benimsemiştir.

Psikologlar ve akademisyenler, bunun son derece geçici, öznel bir duygu olduğunu düşünerek, kişisel olarak bildirilen mutluluğun doğruluğunu sorgulamışlardır. İnsanlara trafiğin yoğun olduğu saatlerde araba sürerken ve Cumartesi öğleden sonra filmden çıktıktan sonra kişisel mutluluklarını anket yaparsanız ne olacağını bir düşünün. Sürücülerin daha az memnun grup olarak ortaya çıkmasıyla, duygusal durumları tepkilerini etkileyebilir.

Psikolog Ed Deiner’in geliştirdiği Yaşamdan Memnuniyet Ölçeği’ni ele alacak olursak, bu ölçekte insanlardan aşağıdaki beş ifadeyi “doğru değil” ile “kesinlikle doğru” arasında 1’den 7’ye kadar bir ölçekte derecelendirmeleri istenir:

  • Hayatım birçok açıdan ideallerime yakın.
  • Yaşam koşullarım mükemmel.
  • Hayatımdan memnunum.
  • Şu ana kadar hayatta istediğim önemli şeyleri elde ettim.
  • Eğer hayatımı yeniden yaşayabilseydim neredeyse hiçbir şeyi değiştirmezdim.

Puan ne kadar yüksek olursa, kişinin hayattan duyduğu tatmin miktarı da o kadar yüksek olur.

Mutluluğu, yansıtıcı değerlendirmeler yerine güncel olaylara göre çerçevelemek, sonuçları değiştirebilir. İnsanların duygusal gelgitlerini hesaba katmak için, bazı araştırmacılar mutluluğu ölçmek için deneyim örneklemesini kullanır. Bu, küresel memnuniyeti periyodik mutluluk kontrollerine böler. Psikologlar, anketörlerle zaman içinde rastgele iletişime geçerek veya onların günlük aktiviteleri ve buna karşılık gelen keyifleri kaydetmelerini sağlayarak mutluluk sorusuna başka bir açıdan yaklaşabilirler.

Ancak tüm bunların yanında belirtmek gerekir ki, elbette, mutluluğu bir sayıya veya sıralamaya indirgemek, gerçek mutluluğun karmaşık formülünü göz ardı edebilir.

Mutluluğumuzu nasıl en üst düzeye çıkaracağımızı öğreniyoruz ve öğrenmeye devam edeceğiz. Bu konuda yapılan araştırmaların mutluluğumuzu artırmamıza yardımcı olduğuna ve yardımcı olmaya devam edeceğine şüphe yoktur. Ancak bu hala büyük soruyu cevapsız bırakıyor: Ne tür bir mutluluk istemeliyiz?

Örneğin, anlarımızın ortalama mutluluğunun mümkün olduğu kadar büyük olmasını mı isteriz, yoksa mutlu anlarımızın toplamının mümkün olduğu kadar büyük olmasını mı isteriz? Bunlar farklı şeylerdir. Acı ve gönül yarası olmayan hayatlar mı istiyoruz, yoksa bu deneyimlerin bir değeri var mı?

Bilim belki de yakında bize istediğimiz hayatları en optimal şekilde nasıl yaşayacağımızı söyleyebilecek ama bize ne tür hayatlar yaşamak istememiz gerektiğini asla söyleyemeyecek. Buna bizim karar vermemiz gerekecek.

ICF koçlarından destek almak için Koçluk Merkezi ile iletişime geçebilirsiniz.

×