DUYGUSAL ZEKÂ KAVRAMI

duygusal zeka

DUYGUSAL ZEKÂ KAVRAMI

Bireyler, hayatlarının gündelik akışı içerisinde, duygusal yapılarını ve zekâlarını aynı anda kullanma konusunda çeşitli zorluklar yaşayabilmekte ve bu nedenle de çoğunlukla bu iki unsur arasında bir seçim yapmak durumunda kalmaktadırlar. Yine de duyguların ve mantığın aynı anda kullanılmasına imkân sağlayacak olan bir yapının varlığı da insanların yaşamları adına önem arz etmektedir. Duygusal zekâ kavramı bu noktada ön plana çıkarken kavram, bireylerin duyguları ile geliştirdikleri hususları, zekâları ile gerçeğe uyarlamaları anlamına gelmektedir (Doğan ve Şahin, 2007, s. 235).

Diğer taraftan, duygusal zekâ, bireylerin, sürecin en başında kendilerini anlamalarına imkân sağlayan bir duygusal ve zihinsel yapı olarak görülmüştür. Buna göre bireyler, yaşamları içerisinde, iletişim süreçlerinde, öncelikle kendilerini tanıma ve tanımlama becerisi göstermekte, daha sonraki aşamada ise çevrelerinde bireyleri tanımak adına çaba sarf etmektedirler. Bu durum, duygusal zekâ ile birlikte empati kavramını da sürecin içerisine katmaktadır (Doğan ve Demiral, 2007, s. 210).

Duygusal zekâ kavramını ilk olarak ortaya çıkaran isim, 1920’li yıllarda, Thorndike’dir. Yine de Thorndike, tam anlamıyla duygusal zekâ kelimesini kullanmamakla birlik onun temelini oluşturan sosyal zekâ kavramını kullanmak sureti ile mevcut süreçte duygusal zekâ için kullanılan değerlendirmeleri ortaya koymuştur (Sertbaş, 2014, s. 200). Kavramı detaylı ve mevcut süreçteki formu ile ele alan isim ise Goleman (1998) olmuştur. Goleman açısından duygusal zekâ bireylerin kendilerini motive etmeleri, yaşanan sorunlara direnme becerileri, çeşitli dürtülerin otokontrolü, ruhsal durumu denetleme becerisi, sorunları göz ardı ederek sağlıklı düşünebilme, empati gücü ve makul düzeyde bir hayal kurma eğilimini içerisinde barındıran bir kavramdır (Yeşilyaprak, 2001, s. 140).

DUYGUSAL ZEKÂ KAVRAMI
DUYGUSAL ZEKÂ KAVRAMI

Öte yandan duygusal zekâ, bireylerin, karşılarındaki çevrelerini daha iyi anlamaları ve onlarla nitelikli bir etkileşim içerisinde olabilmeleri adına bir araç olarak kullanılmaktadır. Bu tür bir etkileşimde en önemli unsur duygular olmaktadır. Gözlem faaliyetinin de öneminin bulunduğu duygusal zekâda birey, karşısındaki dünyayı dikkatli bir şekilde değerlendirmekte ve onları anlamak adına çaba göstermektedir (Eröz, 2013, s. 217).

Duygusal zekâ, özellikle iş dünyası açısından bilfiil göz önünde bulundurulan bir kavramdır. Buna göre duygusal zekâ, çalışanların yoğun stres baskısı ve tehdidi karşısında, kendilerini kontrol edebilmelerini ve iş çevreleri ile olduğu kadar sosyal çevreleri ile pozitif bir etkileşim içerisinde olmalarını sağlayan bir yetidir. Bir nevi bir problem çözme beceri olarak değerlendirilebilecek duygusal zekâ, işletmelerin istihdam konusundaki beklentilerinde, değerli bir unsur halini almıştır. Bundan da önemlisi, duygusal zekâ, tükenmişlik sorunu başta olmak üzere, çalışanların karşılaşabilecekleri tüm sorunların çözümü için önemli bir dayanak olmaktadır (Gül, İnce ve Korkmaz, 2014, ss. 33-34).

KAYNAKÇA

Doğan, S. ve Demiral, Ö. (2007). Kurumların Başarısında Duygusal Zekânın Rolü ve Önemi. Yönetim ve Ekonomi, 14(1), 209-230.

Doğan, S. ve Şahin, F. (2007). Duygusal Zekâ: Tarihsel Gelişimi ve Örgütler İçin Önemine Kavramsal Bir Bakış. Ç.Ü. Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, 16(1), 231-252.

Eröz, S. S. vd. (2013). Örgütlerde Duygusal Zekâ. Balikesir University The Journal of Social Sciences Institute, 16(29), 213-242.

Gül, H., İnce, M. ve Korkmaz, O. (2014). Çalışma Yaşamında Duygusal Zekâ ve Bireylerin Duygusal Zekâ Düzeylerini Kullanabilme Becerileri Üzerine Bir Araştırma. Çağ Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, 11(1), 30-49.

Yeşilyaprak, B. (2001). Duygusal Zekâ ve Eğitim Açısından Doğurguları. Kuram ve Uygulamada Eğitim Yönetimi, (25), 139-146.

ICF Onaylı Sertifika programlarımız ile ilgili daha detaylı bilgi almak için bize ulaşabilirsiniz.

×